“Boka akıllı bir çocuktu, ama insanların birbirinden farklı olduğunu, bu farklılıkların nedenlerini kavramak için acı çekmemiz gerektiğini henüz öğrenmemişti.”
“Herkes yorgun ve aç bir şekilde yaz güneşinin ısıttığı sokakta yürüyordu. Kafalarındaki yorgunluk, sokağın, hayat anlamına gelen parıltılı ve neşeli görüntüsüyle yavaş yavaş dağılıyordu. Sanki hapishaneden şimdi serbest bırakılmış küçük mahkûmlar gibiydiler. Sanki temiz hava ve güneşte sersemlemişlerdi. Evlerine ulaşmak için şehrin bu gürültülü, canlı, hareketli ortamına dalmaları gerekiyordu. Şehrin ise onlar için at arabalarının, caddelerin, yolların, dükkânların civcivli bir karmaşasından başka bir şey değildi.”
“Eskiden her insan hakkında, hiçbir esasa dayanmadan, nasıl, ‘Bu beni anlamaz!’ demişsem, bu sefer bu kadın için, gene hiçbir esasa dayanmadan, fakat o yanılmaz ilk hisse tabi olarak, ‘İşte bu beni anlar!’ diyordum...”