W•

“Az önce seni öldürmeye kalkışacak kadar azgınlaşan bir sürüyü nasıl oluyor da sevebiliyorsun, anlamıyorum doğrusu.” “O, Fletch. Sevilen o değil ki. Kin ve kötülüğü elbette sevemezsin. Her martıda gerçek martıyı görmeye çalışmalı, her birinin içindeki iyiyi bulup çıkarmalı ve bunu onlara da göstermelisin. Gerçek sevgi budur işte. Onu bir kez tattın mı, vazgeçemezsin. Bir kuş anımsıyorum, genç ve delidolu bir kuş. Adı Fletcher Lynd’di. Yeni kovulmuştu ve sürüsüyle ölümüne savaşmaya hazırdı. Öte yandan, uzak kayalıklarda zehir kusan cehennemini kuruyordu. O şimdi burada kendi cennetini kuruyor ve sürüyü de peşinden sürüklüyor.”
Sayfa 95
Edebiyat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Parçası olmadığımız bir sürünün yasalarına ne diye uyacakmışız?”
Sayfa 80
Edebiyat
“Sizler, kendinizi kanat uçlarınızdan tırnak uçlarınıza değin düşüncelerinizin sınırlandırdığı bir beden olarak görüyorsunuz” dedi. Martı Jonathan. “Oysa düşüncelerinize vurulan zinciri koparın, o zaman bedeninizin de özgürlüğe kavuştuğunu göreceksiniz.”
Sayfa 78
Edebiyat
Bizi sınırlandıran her şeyden uzaklaşmalıyız.
Sayfa 77
Edebiyat
Bir gün arkadaşına, “Sully” dedi, “geri dönmeliyim. Öğrencilerim iyi yetiştiler, yeni gelecek olanları yetiştirmen için sana yardımcı olurlar.” Sullivan içini çekti, üzülmüştü. Ama tartışmaya girmedi. Yalnızca, “Seni çok özleyeceğim Jonathan,” diyebildi. Jonathan, “Utan Sully,” dedi serzenişle. “Lütfen aptalca davranma. Bugüne değin öğrendiklerimizi unutmuş gibisin. Eğer dostluğumuz zaman ve uzaklıkla sınırlıysa, o yok demektir. Zaman ve uzaklıkla sınırlı olmayanı yaşıyoruz biz. Uzaklığı yenince hep aynı yerdeyiz, zamanı yenince hep aynı anın içindeyiz. Böylece her an için birlikte olacağımızı düşünmedin mi?”
Sayfa 67
Edebiyat