M.

M.
@Mechmerve
Dünya canavar ruhlu insanlarla dolu.
6 Haziran 2005
81 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Yıldızlara Bakmayı Unutan Büyükler İçin Bir Hatırlatma:
Puan vermedi·112 syf.··
2025 6. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 15:22
Antoine de Saint-Exupéry "Gözler kördür, insan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir." Hepimiz bir zamanlar çocuktuk, peki ne ara "sayılarla kafayı bozan büyüklere" dönüştük? Antoine de Saint-Exupéry’nin zamansız eseri Küçük Prens’i elime her aldığımda, kendi içimdeki o çocuğu tozlu raflardan indiriyormuşum gibi hissediyorum. Biz gerçekten "Evcilleştirdik" mi? Kitabı okurken kendime defalarca şu soruyu sordum: Biz mi dünyayı evcilleştirdik, yoksa dünya mı bizi kendi kalıplarına hapsederek evcilleştirdi? Tilki’nin dostluk üzerine kurduğu o eşsiz mantık, aslında modern dünyanın kaçırdığı en büyük hazineyi hatırlatıyor: Emek vermek ve bağ kurmak. Ve sizce bu Kitap Bize Ne Soruyor? Küçük Prens, gezegenleri gezerken aslında insan ruhunun farklı kusurlarını ziyaret ediyor. O gezdikçe biz kendimizi sorguluyoruz: Kendi gururumuzun hapsinde bir Gül müyüz? Anlamsız emirleri uygulayan bir Fenerci mi? Yoksa sadece rakamlarla ilgilenen bir İş Adamı mı? Peki küçük prensi Neden Okumalısınız? Bu kitap yaklaşık 100 sayfa ama ağırlığı kütüphanenizdeki pek çok kalın romandan daha fazla. Her yaşta, her okumada farklı bir anlam bulacağınız nadir eserlerden. Eğer hayatın karmaşasında "çizdiğiniz boğa yılanı şapkaya benzetiliyorsa", Küçük Prens’in elinden tutma vaktiniz gelmiş demektir. Küçük bir soru: Sizin için bir "Gül" kadar değerli olan, uğruna zamanınızı harcadığınız o eşsiz şey ne? İşte bize her saniyesi bir hediye olarak verilen vaktimizi kime neye harcadığımıza pişman olmamak adına dikkat etmeliyiz :) Kesinlike her yaşta okunabilecek bir eser tüm okurlara şimdiden iyi okumlar dilerim. Küçük Prens Küçük Prens
Alıntı
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,7bin okunma
Reklam
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Victor Hugo Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır ve masaya yavaşça bırakırsınız. Çünkü içindeki ağırlık sadece kağıtların değil, bir insanın son nefesinin ağırlığıdır. Victor Hugo bu eserinde bize bir hikaye anlatmıyor; bizi karanlık, rutubetli bir hücreye, idama saatleri kalmış bir adamın zihninin tam ortasına hapsediyor. Kitabı okurken en çok canımı yakan şey, mahkumun adını, ne suç işlediğini veya geçmişini asla öğrenememek oldu. Hugo bunu kasten yapmış: Çünkü o adamın kim olduğu önemli değil; önemli olan, bir insanın yaşam hakkının başka insanlar tarafından ellerinden alınışının yarattığı o soğuk dehşet. Hücredeki o taş duvarların soğukluğunu, dışarıdaki kalabalığın "gösteri" izlemeye gelen heyecanlı seslerini ve giyotinin o korkunç gölgesini iliklerime kadar hissettim. Ne kadar yazık . Tüm bunlara şahit olabilmek için toplanan insanlar .Hele o küçük kızıyla olan son görüşme sahnesi... Kalbimin bir parçasının o hücrede kaldığını söyleyebilirim. Eğer yaşamın değerini, özgürlüğün kıymetini ve insan ruhunun karanlık dehlizlerini merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız. Kısa ama etkisi yıllarca sürecek kadar ağır bir eser .Sizce adalet için bir canı almak çözüm müdür, yoksa daha büyük bir trajedi mi?" Şimdiden okuyacak olan okurlarımıza iyi okumalar dilerim :) "İnsanlar, hepsi de belirsiz bir süre için ertelenmiş ölüm cezasına çarptırılmış birer mahkumdur :*)"
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma