…bana bir ruhum bulunduğunu öğretmişti.
…Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, utanmalar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için her şeyi çiğneyerek birbirine koşuyordu. Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve kötü, kuvvetli ve zayıf taraflarımla en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı... Bunların, bütün ömrümce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum.Çünkü bütün ömrümce susmuş, zihnimden geçen her şey için: "Adam sen de söyleyip de ne olacak sanki?" demiştim. Eskiden her insan hakkında, hiçbir esasa dayanmadan, sırf karşı konulmaz bir hissin, bir peşin hükmün etkisiyle nasıl, “Bu beni anlamaz!" demişsem, bu sefer bu kadın için, gene hiçbir esasa dayanmadan fakat o yanılmaz ilk hisse uyarak "İşte bu, beni anlar!" diyordum.
Bu kadının resmini gördüğüm andan beri geçen birkaç hafta içinde, ömrümün bütün senelerinden daha çok yaşadığımı hissediyordum. Her günüm, her saatim, uyuduğum zamanlar bile dopdoluydu. Bana sadece yorgunluk veren organlarımın değil, ruhumun da yaşamaya başladığını, içimde haberim olmadan bekleşen üstü örtülü derin tarafların da birdenbire meydana çıkarak bana fevkalade çekici, kıymetli manzaralar arz ettiklerini görüyordum.
İnsanlardan kaçışım, içimden geçenlerin en küçük bir parçasını bile etrafıma sezdirmekten çekinişim bana sebepsiz ve manasız görünürdü. Zaman zaman beni saran hüzünlerin, hayat bıkkınlığının bir ruhsal hastalık işareti olmasından korkardım. Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senesinden daha dolu, daha önemli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve üzüntü içinde kalırdım.
Oysa şimdi her şey değişmişti.
O zamana kadar bütün insanlardan esirgediğim ilgi, hiç kimseye karşı tam manasıyla duymadığım sevgi sanki hep birikmiş ve muazzam bir kütle hâlinde şimdi bu kadına karşı meydana çıkmıştı.