Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkînlidir. Korka korka atar adımlarını,
“Aman sakın kendini” diye tembihler. Hâlbuki, aşk öyle mi? Onun tek dediği: “Bırak kendini, o oluver gitsin” Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Vâkıâ, hazineler ve defineler hep yıkıntılar arasında olur. Heyhat! Ne varsa harap bir kalpte vardır!
Hâsılı kelâm, sonsuzluk bu dünyânın nimeti değil, öte dünyânın nimetidir. Ayrıca, bu
dünyâ (Âlem-i Şuhûd) sâdece ilâhî hakîkãtlerin sembollerinin koynudur. Yani dünyâ, bu hakîkãtlerin asıllarının vatanı değildir. Dolayısıyla bu dünyâda asılları aramak da aslâ doğru değildir, aldatıcıdır ve de helâk edicidir.
Bu dünyâ sâdece ve sâdece öte dünyâdaki asıllara kavuşmak için bir imtihan dünyâsıdır, vesiledir ve hatırlatıcıdır.