1984 için tek bir şey söyleyebilirim: Benim için bu, sadece bir kitap değildi; ben bu kitabı okumadım, resmen yaşadım.
Kitap beni okurken tamamen içine çekti. Winston'ın o isyanını, çaresizliğini ve yalnızlığını derinden hissederken, adeta kendimden bir şeyler buldum. Sanki onun düşünceleri benim düşüncelerimdi, hissettikleri bana aitti. Sayfaları çevirirken tıpkı Winston gibi düşünüyor, onun yaşadıklarını yaşıyor ve hissettiklerini hissediyordum. Sürekli gözetim altında olmanın yarattığı o boğucu korku, bende de aynı ağırlığı yarattı.
Beni böylesine tamamen içine çeken ve duygusal olarak etkileyen bir eserle çok nadiren karşılaştım. 1984, bir hikayeden çok, kendi içimdeki direnişi keşfettiğim, sarsıcı ve akıldan çıkmayacak bir kitaptı.