Sürekli değişiriz. Düşününce, davranış ve yaklaşımlarımızın büyük bölümü yıllar içinde değişir. Tüm bu değişiklikler gerçekleşirken, değişim sürecinin nadiren farkına varırız.
İdeolojik inançlar da amaç peşinde koşma davranışının bir başka örneğidir. Kendimizi belli bir ideoloji ile özdeşleştirdikten sonra, o ideolojinin imajına, o ideolojiyi savunanların imajına, onun kahramanlarına göre “büyümeye” ve kendimizi biçimlendirmeye başlarız. Böyle durumlarda çoğu kez kendi sağduyumuza ve deneyimlerimize ters düşeriz. Çoğu kez, gördüğümüzü ve duyduğumuzu algılayamaz hale geliriz. Giderek, kendimizi hem fizik görünüş hem de zihni paradigma bakımından o ideolojinin imajına göre yoğurur, kalıba dökeriz. Sonunda öyle bir noktaya geliriz ki İDEOLOJİ YAŞAMIN KENDİSİNDEN BİLE DAHA ÖNEMLİ OLUR.