Çünkü inanmak istiyoruz.
Bir gülüşün gerçekliğine, bir sevincin gerçekliğine, bir öfkenin gerçekliğine, bir hüznün gerçekliğine, bir bahanenin gerçekliğine muhtacız.
Gülmemiz gereken yerde gülecek dermanımız yok, öfkelenmemiz gereken yerde
öfkelenecek cesaretimiz yok, üzülmemiz gereken yerde üzülecek kalbimiz yok.