İki yıl önce, polis işkencesinden geçmiş bir öğrenciyle söyleşi yapmıştım. Çocuğu bir mahzene kapatmış ve sakat kalana kadar günlerce işkence yapmışlardı. Ne var ki onun aklı, o mahzende asılı bir kafeste tutulan kanaryaya takılmıştı. Nefret ettim o kanaryadan diye anlatmıştı bana, o güzel ötüşüyle bana dış dünyayı, baharı, sarmaş dolaş gezinen sevgilileri hatırlatıyor, özgürlüğü aklıma getirmesi canımı daha çok yakıyordu. Nefret ediyordum o güzellik simgesi kanaryadan çünkü o mahzende güzelliğe yer yoktu. Şimdi düşünüyorum da belki Jolie bir kanaryaydı; tavus değil kanarya kılığına girmiş bir melek.
Artık insanların Gılgamış'ı, Endiku'su, Hera'sı, Afrodit'i yok, onların yerine hip hop, futbol, müzik ve sinema tanrıçaları var. Tanrılar ve tanrıçalar gibi onların aşk, evlenme, boşanma, kavga, kıskançlık, cinayet maceralarını izliyorlar.