Karalama defteri

Karalama defteri
@Mehmet_ali_
. İnstagram sayfa; @dusunmek_ozgurluktur .
 “Varlık sanki yokluk üzerine bir zafer kazanmış gibi. Düşünüyorum da… hiç bir şey var olmayabilirdi hatta bir şeylerin var olmasına şaşıyorum. Dolu’nun Boşluk üzerine nakşedildiği fikrini aklımdan atamıyorum. […] Dolu bana Boş’tan daha çok görünüyor [Oysa tam tersine]  bir nesnenin yok olduğu fikrinde var olduğu fikrine kıyasla daha çok şey var. Çünkü olmayan nesne fikri olan nesneyi içerdiği gibi o nesnenin yaşanmakta olan gerçeklikten dışlanmasını da kapsıyor” (L’Évolution créatrice, 1907, sayfa 275-277)
Felsefe
Reklam
Aslında acı olan şey bu düşüncesiz ve felsefesiz toplumda insanların kültür, din ve öznel gerçeklikler sayesinde dizginleşmis olan karakterlerinden ve yasamlarından memnun ve sorgulamaya değmez bir yaşamın olduğu kanaatiyle yaşayıp ölen, robotlasmış ve aynı sistemle bir fabrika haline gelen bu dunyada yüzyıllar boyunca değişime dair bir umut hala guncelligini koruyor. Bu umut küresel açıdan düşünüldüğünde; bir okyanusa her saatte bir birer litre su boşaltarak okyanusun tatlı su haline gelmesini beklemek ile eşdeğerdir..
Felsefe
Toplum olarak felsefeyle alış verişimiz, fazla bir içli dışlılığımız yok. Dilimiz de pek yetmiyor açıkçası, felsefe yapmaya. Kavramlarımız eksik çünkü.. Felsefe, pratikte yararlanacağımızı sandığımız bazı sloganları bize sağlıyorsa ilgimizi çekiyor; işimize gelen bazı formüller sunabiliyorsa "kültürümüze" buyur ediliyor. Ve çoğunlukla da "ahlak" ile karıştırılıyor, "ahlak"mışçasına algılanıyor, "ahlak" ile ve tabii ki benimsediğimiz ahlak ile çakıştığı oranda öğreniliyor. Oysa ki bilgiyi sevmek olan felsefenin, insandan ve insan düşüncesinden kalkıp, düşüncenin ürettiği nesnelere inen sonra bu nesnelerin evrimi içinde düşüncenin kendi kendine açtığı yolların arkeolojisine gömülerek yeniden düşünceye ve insana ulaşan sonsuz gel-gitleri söz konusu..
Doğada herhangi bir şey bize gülünç, saçma ya da kötü gelirse, bunun nedeni nesneler üstünde yalnızca sınırlı bilgi sahibi olmamızdır, doğanın bir bütün olarak düzeni ve tutarlılığını bilmediğimizdendir; her şeyin kendi aklımızın buyruklarına göre ayarlanmasını istediğimizdendir. Aslında aklımızın kötü dediği şey, evrensel doğanın düzen ve yasaları bakımından kötü değildir. Yalnızca, ayrı olarak düşündüğünüz kendi varlığımızın yasaları bakımından kötüdür. İyi ve kötü sözcükleriyse, tek başlarına ele alındıklarında kesin hiçbir şey anlatmazlar. Çünkü tek ve aynı şey, aynı zamanda hem iyi, hem kötü, hem de hiçbiri olabilir. Sözgelişi müzik üzüntülü kişiye iyi gelir, yas tutanlara kötü, ölüler içinse anlamsızdır. Baruch Spinoza