Körlük, zamanı ve mekanı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız tek dayanağını duyularımızla, gerek yapıları gerekse kapsamları bakımından pek yetersiz olan duygularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında, sonsuzluğa dek uzanıp giden körlükte bulur. Evrende egemen olan kuram körlüktür. Körlük, birbirlerini görmeleri halinde beraberlikleri düşünülemeyecek nesnelerin ve yaratıkların yanyana bulunabilmelerine olanak tanır. Zamanın artık çekilmez olduğu, taşınması olanaksız bir yüke dönüştüğü noktada koparılabilmesi, ancak körlüğün yardımıyla düşünülebilir.
"Nerede uyuyacağı ve yıkanacağı önemli bir şey miydi onun için? Kendini bu gidişe uydurduğu taktirde çok geçmeden yemek yemeye de, -insanların onda dokuzu gibi- konuşmaya değer bir konu gözüyle bakmaya başlayacaktı; üstelik de bu konuda en çok açlar değil karınlarını fazlasıyala doyurabilme olanağına sahip olanlar konuşurlardı."
“Kendimizi” yitirdik, ikinci el insanlar olduk; freud ya da uzman kişi her kimse onun bize söylediklerini tekrarlıyoruz. Kişi eğer kendini tanımak istiyorsa bir uzmanın gözlerilyle bakamaz; doğrudan kendine bakması gerekir”
“... fakat şunu unutmayınız ki, dünya öteden beri kabul ettiğimiz şey değildir ve ne kadar ayrıntılı, incelikli, mantıklı ve güzel olursa olsun bir şeyin tasviri o şeyin yerini tutamaz.”