Adı:
Sen Dünyasın
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754689136
Orijinal adı:
You Are The World
Çeviri:
Orhan Düz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Omega
13 yaşındayken "dünya öğretmeni" seçilen Krishnamurti, hayatını dünyayı dolaşarak, insanlarla, yaşama ve dünyaya dair konuşarak geçirdi. Kendisine mesihlik yakıştırılmış olmasına rağmen bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Onun için, karşılaştığı herkes başlı başına bir "birey"di. Bu nedenle öğretmekten çok paylaşmayı ilke edindi. Yine de dünya üzerindeki milyonlarca kişi ondan çok şey öğrendi.

Bizler bir toplum yarattık ve bu toplum bizi şartlandırdı. Zihinlerimiz aslında ahlaki olmayan bir ahlakla şartlandırıldı ve bozuldu; toplumun ahlakı ahlaksızlıktır, çünkü toplum aslında ahlaksızca olan şiddeti, kibri, rekabeti, açgözlülüğü ve benzeri şeyleri kabullenip teşvik etmektedir. Binlerce yıldır kabullenmesi, itaat etmesi ve uyum sağlaması için eğitilmiş bir zihin son derece duyarlı ve dolayısıyla son derece erdemli olamaz. Bizler bu tuzağa kısılıp kaldık. O halde erdem nedir? Bu soruyu soruyoruz, çünkü erdem zaruridir.

İnsanın içinde bütün dünya vardır ve eğer nasıl bakman ve öğrenmen gerektiğini bilirsen, kapı orada ve anahtar elindedir. Yeryüzünde senden başka hiç kimse ne sana o anahtarı verebilir ne de o kapıyı açabilir.
(Tanıtım Bülteninden)
1. Özgürlük bir fikir değildir. 'Düşünce özgürlüğü' vardır ancak özgür düşünce yoktur. Düşüncenin kendisi hiçbir zaman özgür olamaz. Düşünce, hafıza, bilgi ve deneyimin tepkisidir; her zaman geçmişin ürünüdür ve asla özgürlüğe yol açamaz çünkü özgürlük, yaşayan aktif şimdiki zamanla ilgilidir.
2. Tasvir, tasvir edilenden ayrıdır.
3. İnsan binlerce yılın ürünüdür. Uzmanlar bilinçdışı hakkında çokça yazarlar ama bunun bilgisi zaten içimizdedir ve kendimizi tanırsak bulabiliriz.
4. Korku zihni bulandırır. Korkunun sebeplerini bulmak korkuyu sona erdirmeye yetmez. Daha derine inilmelidir.
5. Düşünce, psikolojik zaman vasıtasıyla korkuyu sürdürür; düşünce korkunun kaynağıdır; düşünce ıstırabın kökenidir.
6. Bir toplum yarattık, biz yarattık. Kibrin, şiddetin, acımasızlığın başat rolde olduğu bir toplum. O yüzden TOPLUMUN AHLAKI AHLAKSIZLIKTIR.
7. Bu hasta toplumda hemen şimdi bir psikolojik devrim yapamayacağımız fikrine inandırılmışızdır ancak eviniz yanarken yavaş yavaş söndürmeye çalışmazsınız.
8. Belli bir soruna karşı tepki oluşturmaya ve ona göre hareket etmeye öylesine alışmışız ki insanın tüm sorunlarının birbiriyle ilişkili olduğunu göremiyoruz.
9. Özgürlük istenen bir şey değildir. Belli durumlardan kurtulmak istesek de özgürlüğün gerektirdiği muazzam disiplinden hepimiz kaçarız. Bu disiplin askeri bir disiplin ya da uyumun disiplini değildir.
10. Soru sormak en zor şeylerden biridir. Zira soru yanlış olursa cevap da yanlış olur.
11. Bu karmaşık düzeni değiştirmek için ne yapabilirim sorusu yanlıştır. Bunun yerine "bu karmaşayla karşı karşıya olan ben ne yapabilirim" denmelidir.
12. Zihin her zaman kesin, emin, güvencede olmak ister. Kendinden emin ve güvencede olan zihin bir burjuva zihnidir, değersiz, bayağı bir zihindir. Ne var ki hepimiz böyle bir zihnimiz olsun istiyoruz.
13. Propaganda yapmak yalan söylemektir. Eğer birisi sizi bir şeye ikna etmeye çalışıyorsa sakın ikna olmayın. Gerçeklerin iknaya ihtiyacı yoktur. Bakar ve görürsünüz.
14. İlişkilerimizi savaşa çevirdik. Hayat, insanın insana karşı olduğu bir alan.
15. Bildiğini söyleyen insan bilmiyordur. O halde yapılmayacak ilk şey bir otoriteyi takip etmektir.
16. İnsanların uzun yaşama isteği gariptir. Böyle korkunun, gerilimin, bencilliğin kol gezdiği bir dünyada neden daha çok yaşanmak istenir ki? HAYATIMIZI BİR HARABEYE ÇEVİRDİK!
17. Elimizde kalan tek özgürlük bu olduğu için seks çok büyük bir mesele haline geldi.
18. Nevrotiğim, nevrotiksin, nevrotiğiz.

Jiddu Krishnamurti'nin okuduğum ilk kitabı, daha doğrusu konuşmalarından derlenmiş. Konulara yaklaşımı alışılmışın dışında o yüzden okunması gerekiyor. Kendisinin bir peygamber veya kurtarıcı olmadığını, hele otorite hiç olmadığını dile getiriyor. Peki o halde neden dünyanın dört bir yanını gezip bunları anlatıyor, bu bir çelişki değil midir? Düşüncenin korkuya-ve tabii hazza- sebep olduğunu söyleyip yine de düşüncelerini aktarıyor. Dinleyicilerden biri bu tarzda bir soru sordu ve cevap olarak: "Şu an için ortak dili kullanmak zorunda olduğumuzu, sözsüz bir iletişim için yoğun bir çaba gerektiğini" söyledi.
Ayrıca inziva veya zihni köreltme şeklindeki meditasyonları kabul etmiyor. Insan yalıtılmış bir varlık olmadığı için "erdem" in ancak diğer insanlarla bir aradayken ortaya çıkması gerektiğini söylüyor.
Seçme özgürlüğü var dememiz aslında kafamı­zın karışma özgürlüğü var anlamına gelir
İster ekonomik, ulusal ya da dinsel sebepler olsun, ister siyasilerin kibri, ideolojiler, aidiyetler ya da benzeri sebepler olsun, savaşa katkıda bulunan sebepler tespit edilebiliriz; buna rağmen birbirimizi öldürmeye devam ederiz. Tanrı adına, bir ideoloji adına, ülke adına, başka şeyler adına. 5.000 yılda 15.000 savaş olmuş. Hala ne sevgiye ne de şefkate sahibiz.
"..Keşke insan onca zorluğuna rağmen özgür olmak ve doğruluk vasfını kazanmak için tüm otoriteleri bir kenara atabilse.."
Eğer gözünüz gönlünüz açıksa güzellik -ta bulutta, ağaçta, suda, eşyada değil içinizde sizin kendisini görmenizi bekler
İnsanlığın tümü her birimizin içinde, gerek bilincimizde gerekse bilinçdışımızda, benliğimizin derinliklerde bulunmaktadır. İnsan binlerce yılın ürünüdür; tüm tarih, geçmişin tüm bilgisi her birimizin içinde gömülüdür; onu nasıl derinlere inip kazıyarak çıkaracağınızı bilirseniz bulabilirsiniz. Bu nedenle insanın kendini tanıması son derece önemlidir. "Kendimizi" yitirdik, ikinci el insan olduk; Freud ya da uzman kişi her kimse onun bize söylediklerini tekrarlıyoruz. Kişi eğer kendini tanımak istiyorsa bir uzmanın gözleriyle bakamaz; doğrudan kendine bakması gerekir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sen Dünyasın
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754689136
Orijinal adı:
You Are The World
Çeviri:
Orhan Düz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Omega
13 yaşındayken "dünya öğretmeni" seçilen Krishnamurti, hayatını dünyayı dolaşarak, insanlarla, yaşama ve dünyaya dair konuşarak geçirdi. Kendisine mesihlik yakıştırılmış olmasına rağmen bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Onun için, karşılaştığı herkes başlı başına bir "birey"di. Bu nedenle öğretmekten çok paylaşmayı ilke edindi. Yine de dünya üzerindeki milyonlarca kişi ondan çok şey öğrendi.

Bizler bir toplum yarattık ve bu toplum bizi şartlandırdı. Zihinlerimiz aslında ahlaki olmayan bir ahlakla şartlandırıldı ve bozuldu; toplumun ahlakı ahlaksızlıktır, çünkü toplum aslında ahlaksızca olan şiddeti, kibri, rekabeti, açgözlülüğü ve benzeri şeyleri kabullenip teşvik etmektedir. Binlerce yıldır kabullenmesi, itaat etmesi ve uyum sağlaması için eğitilmiş bir zihin son derece duyarlı ve dolayısıyla son derece erdemli olamaz. Bizler bu tuzağa kısılıp kaldık. O halde erdem nedir? Bu soruyu soruyoruz, çünkü erdem zaruridir.

İnsanın içinde bütün dünya vardır ve eğer nasıl bakman ve öğrenmen gerektiğini bilirsen, kapı orada ve anahtar elindedir. Yeryüzünde senden başka hiç kimse ne sana o anahtarı verebilir ne de o kapıyı açabilir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 42 okur

  • Bugra Ayan
  • Bardamu
  • Ben Ozgurlugum
  • Yasin Uçar
  • Dösmms
  • İnayet yaşasın
  • Merve
  • venus
  • 1K Diyarbakır Grubu
  • Hêvî

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%14.3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9.5
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%28.6
45-54 Yaş
%9.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.4
Erkek
%63.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (3)
9
%25 (3)
8
%33.3 (4)
7
%8.3 (1)
6
%8.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0