Karalama defteri

Karalama defteri
@Mehmet_ali_
. İnstagram sayfa; @dusunmek_ozgurluktur .
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2018 219. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2018 18:45
"Eine allerliebste Geschichte!" Yani diyor ki "Enfes bir hikaye!" Kitap okuyoruz hepimiz değil mi? Roman, öykü, felsefe, biyografi... Farklı farklı türlerde okuyoruz ama kaçımız "okuma" üzerine düşündü? Bölüm değiştirmemin ve sosyolojiye geçmemin ardından bazı şeyleri fark etmeye başladım. Çok ama çok yetersizdim! Yani sizi bilemem ama ben yetersiz olmayı hiç sevmiyorum. Kitap okumamın bir nedeni de bu zaten. Yazılmış bütün kitapları okumak ve her şeyi bilmek istiyorum (Aramızda kalsın :D ) Okulumda da hocalarla beraber "Kitap Çözümlemesi" yapmaya başladık. Hocam bana şey dedi: "Ömer,kitaplığındaki kitapların çok kaliteli ama biraz da bölüme yönelik okumaya başlamalısın." Tamam dedim yani o kadar sosyoloji kitabım yok kabul ediyorum. Sonra işte biz her hafta bi' kitap okuyup onun hakkında konuşmaya başladık. Benim gibi siz de "Kitap Buluşması" sandınız değil mi? Kitap buluşması değil "çözümleme"olması açıklıyor aslında. Okuma üzerine düşündünüz mü diye sorma nedenim buydu. Yıllarca kitap okuyabilir bi' insan ve ne kadar çok okuduğuna önem verebilir. Ki bugüne kadar ben de ne kadar çok okuduysam o kadar mutlu oldum. Ama "okuma" demek çok farklıymış. Kitabı alıp önüne okuyunca saatlerce, o okuma olmuyormuş... Eline kağıdı kalemi alıp okumalıymışsın, saatlerce düşünmeli ve de kitap ne kadar kısa olursa olsun içinden ne kadar çok bilgi koparabildiğine bakmalıymışsın. Nicelik değil de nitelik önemli diyor ya buradaki bazı arkadaşlarımız. Neden dediklerini anladım şimdi. Kendi adıma konuşmam gerekirse bugüne kadar daha iyi okumaya çalıştım hep ama okumalarım hep "eksik" kaldı. 800-900 sayfa kitapları bile okusam buraya hep duygularımı yazdım. İşte bana şöyle hissettirdi böyle sevindirdi gibi. Tabii üzme ve depresyona sokma kısmı aha çok oldu ama olsun :D Ama aslında
Edebiyat
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,340 okunma
Karalama defteri
Günümüz dünyasında kitap -ya da genel anlamıyla metin- okumasın nasıl araçsallaştırıyor isek o şekilde kişiliğimize yansıtıyoruz. Kitabı 'ben kitap okuyorum'u eyleme geçirmek amacıyla, gerçek hayatta kendi ideolojini eleştirel olmayan destekleyici niteliği taşıyan soylemleri duymak amacıya veya bilgiyi kendini başkalarının gözünde 'bilgili' olarak göstermek amacıyla araçsallaştırıyoruz. Hatta iyi bakılacak olusa kitap küresel modern çağda bir tüketim ve pöpülerite nesnesinden baskaca bir değer taşımıyor ( bir marka olarak yazarlar ve modaya uyum sağlayan tüketiciler olarak okuyucular veya kitap bakıcıları mı demeli ). Kitabı süsleyerek kadrâjın imajinı bir vitrin imajı gibi gösterge haline getirerek sosyal medayada paylaşan, en çok okunan kitapları her yerde öneri olarak gösteren insanların hicbir sekilde okumanın gerçek anlamını edinmedikleri ve ona göre kendi karakteristik özelliklerini şekillendirmedikleri okur camiasının kitap tüketiminde birer araç haline kendilerinin geldigini fark edemeyecek şeklinde körleşmişlerdir diye düşünüyorum. Ki bu okuma diyalektiğinin okuma yüzdesinin %5'lerde seyrettigi ülemizde bu denli işlemesi bir o kadar da üzücü..
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ön söz' den
Kavramlar yalnızca dilsel aletler olmayıp, bize arkalarındaki tarihle birlikte konuk gelmektedirler. Bunlar hamburger veya Coca Cola olmadıkları için, ısınldıklarında veya bir yudum alındıklannda ne oldukları anlaşılabilir gibi şeyler değillerdir. Okuyucu kavramların arkasındaki tarihsel yoğrulmuşluklarla da haşır neşir olmadıkça kitap okuyucusu değil, kitap "bakıcısı" olacaktır. Mehmet Ali Kılıçbay Nisan 1992
Karalama defteri
Foucault okumak ve tabii ki Mehmet Ali Kılıçbay'ın belirttiği anlamda "anlayarak okumak" için sıradan bir okuyucunun ve felsefenin ilerisinde olmak gerekiyor.. onun kelimeler arasına sakladığı maskelenmiş anlam örgülerini irdelemek onun büyük dehasını anlamak bir yandan özgürlüğe bir adım daha yaklaşmak ama çoğu zaman ne denli tutsak oldugunun farkına varmaya neden olur.. Foucault'nun felsefede artik onun öncesindeki gibi düşünülemeyecek olan bir filozof olduğunu düşünüyorum..