"Eine allerliebste Geschichte!"
Yani diyor ki "Enfes bir hikaye!"
Kitap okuyoruz hepimiz değil mi? Roman, öykü, felsefe, biyografi... Farklı farklı türlerde okuyoruz ama kaçımız "okuma" üzerine düşündü? Bölüm değiştirmemin ve sosyolojiye geçmemin ardından bazı şeyleri fark etmeye başladım. Çok ama çok yetersizdim! Yani sizi bilemem ama ben yetersiz olmayı hiç sevmiyorum. Kitap okumamın bir nedeni de bu zaten. Yazılmış bütün kitapları okumak ve her şeyi bilmek istiyorum (Aramızda kalsın :D )
Okulumda da hocalarla beraber "Kitap Çözümlemesi" yapmaya başladık. Hocam bana şey dedi: "Ömer,kitaplığındaki kitapların çok kaliteli ama biraz da bölüme yönelik okumaya başlamalısın." Tamam dedim yani o kadar sosyoloji kitabım yok kabul ediyorum. Sonra işte biz her hafta bi' kitap okuyup onun hakkında konuşmaya başladık. Benim gibi siz de "Kitap Buluşması" sandınız değil mi?
Kitap buluşması değil "çözümleme"olması açıklıyor aslında. Okuma üzerine düşündünüz mü diye sorma nedenim buydu. Yıllarca kitap okuyabilir bi' insan ve ne kadar çok okuduğuna önem verebilir. Ki bugüne kadar ben de ne kadar çok okuduysam o kadar mutlu oldum. Ama "okuma" demek çok farklıymış. Kitabı alıp önüne okuyunca saatlerce, o okuma olmuyormuş... Eline kağıdı kalemi alıp okumalıymışsın, saatlerce düşünmeli ve de kitap ne kadar kısa olursa olsun içinden ne kadar çok bilgi koparabildiğine bakmalıymışsın.
Nicelik değil de nitelik önemli diyor ya buradaki bazı arkadaşlarımız. Neden dediklerini anladım şimdi. Kendi adıma konuşmam gerekirse bugüne kadar daha iyi okumaya çalıştım hep ama okumalarım hep "eksik" kaldı.
800-900 sayfa kitapları bile okusam buraya hep duygularımı yazdım. İşte bana şöyle hissettirdi böyle sevindirdi gibi. Tabii üzme ve depresyona sokma kısmı aha çok oldu ama olsun :D
Ama aslında