Mehmet Bey

Mehmet Bey
@Mehmet_bey
Puan vermedi·156 syf.··
2018 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2018 16:30
sabahları kalkmayı canın istemedikçe şunu hatırla: "insanlık görevi için kalkıyorum." eğer bunun için doğduysam, bunun için dünyaya gönderildiysem neden huysuzlanıyorum? çarşaflara örtülere sarılıp kendimi ısıtayım diye mi yaratıldım? "fakat daha keyifli." öyleyse keyif çatmak için mi dünyaya geldin, eyleme geçmek, çaba harcamak için değil mi yani? bitkilerin, küçücük kuşların, karıncaların, örümceklerin, arıların üstlerine düşen her şeyi yaptıklarını, ellerinden geldiğince dünyanın düzenine katkıda bulunduklarını görmüyor musun? ve sen insanların görevlerini yerine getirmesini istemiyorsun öyle mi? kendi doğanın sana uydurduklarını yapmakta acele etmeyeceksin öyle mi? "fakat dinlemem gerek." tabii ki, benim de dinlenmem gerek. yine de doğa yemek, içmek gibi bunun da ölçülerini ve sınırlarını belirlemiştir, oysa sen yararlı dinlenme ölçüsünü aşıyorsun. fakat eyleme gelince gereğinden azını yapıyorsun, hatta payına düşen ölçünün altında kalıyorsun. aslında sen kendini sevmiyorsun; sevseydin doğanı ve doğanın gereğini de severdin. işlerini seven insanlar, çalışırken yemek yemeyi, yıkanmayı dahi unuturlar. fakat sen kendi doğana, bir işlemecinin işlemesine, dansçının dansa, paragözün paraya, kendini beğenmiş birinin küçücük şöhretine verdiğinden daha az değer veriyorsun. ve böyle insanlar ne olursa olsun işlerine karşı tutkulu bir sevgi beslerler; yemek yemeyi, uyumayı unuturlar ve zamanlarını harcadıkları işleri daha da ileri götürmek isterler. toplum yararına olan işler sana daha değersiz ve daha itibarsız mı görünüyor? hayatın anlamını çok iyi bir dille basit bir felsefeyle herkesin anlayabileceği dilde yazarımız insanlara notlar bırakmış. 12 kitabın birleşimi halinde insanlara tek bir kitap içinde sunulmuş. insanlar ile yaşadığı her şeyin aslında daha önceden de
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
Reklam
Darağacında Üç Fidan - Tahlil
Puan vermedi·216 syf.··
2018 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2018 12:21
"Mahkemeye itimadınız var mı?" Hıdır oğlu, 1949 doğumlu, Kayseri Sarız ilçesi, bahçeli mahallesi nüfusuna kayıtlı, OTDÜ'den ayrılma Hüseyin İnan: "Mahkemeye güvenim yoktur. sıkıyönetim mahkemelerini yargı organı olarak kabul etmiyorum." Ve Hüseyin sorgusunda, mahkeme ve dava konusundaki düşüncelerini açıklamaya devam ediyor: "...elli yılın bütün hesabını yirmi gençten soruyorlar. bununla da kalmayarak, daha ileri gidiyorlar; üç ayda eşi görülmemiş zamların, vergilerin, hayat pahalılığının ve reformları engelleyen parti ve bakanların üstüne örtü çekilerek dikkatler bizim üzerimize toplanıp, biz, bu yirmi genç topun ağzına sürülüyoruz. İddianameyi okuduğum zaman, cezanın suça değil, suçun cezaya uydurulmaya çalışıldığını gördüm. Cezamızı, biraz önce bahsettiğim pazarlık tayin edecektir. Böyle bir pazarlığın bize reva göreceği cezayı bağımsız yargı organlarından çıkarmak zor olduğu için sıkıyönetim mahkemeleri'ne çıkartılıyoruz. Hüseyin İnan'ın mahkemede kendinden emin savunmasını okuduk hep beraber. Ben okurken göz yaşlarımı bir saniye olsun tutamadım. Türkiye'de gizli kapalı gerçeklerin bulunduğu bu kitap bizlere o dönemin düşüncelerini çok iyi yansıtmaktadır. Hüseyin, Deniz, Yusuf bu üç arkadaş yakalanıp Ankara Mamak Cezaevine getiriliyorlar. hepsi ayrı ayrı yerlerde yakalnıyor. Ankara'da buluşan bu üç arkadaş zamanında da çok kez içeri girmişlerdi. Fakat bu içeri girişlerinin sonu olduğunu biliyorlardı. Ama üçü de bir gün olsun yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmediler suratlarından. İçeride bulundukları sürece hakim karşısına daha çıkmamış üç arkadaş ölüm orucuna başladılar. Günler geçtikten sonra avukatları gelip kararın idam olabileceğini ve bu vaziyette yorgun bitkin bir halde o masaya çıkmamalarını istedi. Deniz Gezmiş ve arkadaşları bunu düşünüp ölüm orucunu
Tarih
Darağacında Üç FidanNihat Behram · Everest Yayınları · 201913,2bin okunma