sabahları kalkmayı canın istemedikçe şunu hatırla: "insanlık görevi için kalkıyorum." eğer bunun için doğduysam, bunun için dünyaya gönderildiysem neden huysuzlanıyorum? çarşaflara örtülere sarılıp kendimi ısıtayım diye mi yaratıldım? "fakat daha keyifli." öyleyse keyif çatmak için mi dünyaya geldin, eyleme geçmek, çaba harcamak için değil mi yani? bitkilerin, küçücük kuşların, karıncaların, örümceklerin, arıların üstlerine düşen her şeyi yaptıklarını, ellerinden geldiğince dünyanın düzenine katkıda bulunduklarını görmüyor musun? ve sen insanların görevlerini yerine getirmesini istemiyorsun öyle mi? kendi doğanın sana uydurduklarını yapmakta acele etmeyeceksin öyle mi? "fakat dinlemem gerek." tabii ki, benim de dinlenmem gerek. yine de doğa yemek, içmek gibi bunun da ölçülerini ve sınırlarını belirlemiştir, oysa sen yararlı dinlenme ölçüsünü aşıyorsun. fakat eyleme gelince gereğinden azını yapıyorsun, hatta payına düşen ölçünün altında kalıyorsun. aslında sen kendini sevmiyorsun; sevseydin doğanı ve doğanın gereğini de severdin. işlerini seven insanlar, çalışırken yemek yemeyi, yıkanmayı dahi unuturlar. fakat sen kendi doğana, bir işlemecinin işlemesine, dansçının dansa, paragözün paraya, kendini beğenmiş birinin küçücük şöhretine verdiğinden daha az değer veriyorsun. ve böyle insanlar ne olursa olsun işlerine karşı tutkulu bir sevgi beslerler; yemek yemeyi, uyumayı unuturlar ve zamanlarını harcadıkları işleri daha da ileri götürmek isterler. toplum yararına olan işler sana daha değersiz ve daha itibarsız mı görünüyor?
hayatın anlamını çok iyi bir dille basit bir felsefeyle herkesin anlayabileceği dilde yazarımız insanlara notlar bırakmış. 12 kitabın birleşimi halinde insanlara tek bir kitap içinde sunulmuş. insanlar ile yaşadığı her şeyin aslında daha önceden de