Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de,
dostlarının azatçısıdırlar.
Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini:
Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki ?
Hayatın şefkatli yanını bana sen öğrettin, sevgili Portuga. Bugün çocuklara misketler ve kartlar dağıtmaya çalışan benim, çünkü şefkat olmayınca hayatın pek değeri kalmıyor.
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
“Corujinha’yı bilmiyor musunuz ?”
“Corujinha kim ?”
“Hani zenci bir kız, benim boyumda, annesi saçlarını bir sürü küçük topuz yapıp iple bağlar.”
“Anladım. Dorotília’yı diyorsun.”
“İşte o efendim. Dorotília benden daha fakir. Öbür kızlar onunla oynamak istemiyorlar, çünkü hem zenci hem aşırı fakir. Bu yüzden hep herkesten ayrı duruyor. Verdiğiniz parayla aldığım çöreği onunla paylaşıyorum.”