Mehmet Göçgün

Mehmet Göçgün
@Mehmetfg
18 okur puanı
Haziran 2016 tarihinde katıldı
Çıplak Dağların soğuk mevsimin karın romanı
8/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2024 26. kitabı
Yazımını, üslubunu, akıcılığını, yalınlığını ve sadeliğini çok beğendiğim; bir yudumluk su gibi bir kitap. Hakkari’de Bir Mevsim, Hakkâri’nin 1960’lı yıllardaki şartlarını ve orada yaşanan yalnızlık ile yabancılaşma temalarını çok güzel bir şekilde işlemiş. Yazarın, biyografik deneyimlerinden yola çıkarak etkileyici bir roman kaleme aldığı açıkça görülüyor. Hakkâri’nin bir köyüne ulaşımın 8 saat sürdüğü bir tecrübeyi, iliklerinize kadar hissedeceğiniz şekilde size aktarmayı başarıyor. Yazarın üslubu biraz şiirsel; yazarken son derece mütevazı bir şekilde okuyucuyla sohbet eder gibi konuşuyor. Arada çok ilginç bir şey yaparak, ben anlatıcıyla aktardığı romana üçüncü şahıs anlatıcısı olarak dahil olup anlatmaya başlıyor. Bu oldukça sıra dışı bir özellik ve romanı farklı kılan unsurlardan biri. Yazarın, bunu neden yaptığını şu şekilde açıklar: "Arada bir insanın kendini bir başkasının yerine koyması gerek. Ve belli bir sürenin geçmesi. Olayları değerlendirebilmek için. Nesnel olabilmek için. Tabii eğer nesnellik varsa. Ben de öyle yaptım. Bir süre sonra yeniden yazdım Halit'in ve Seyit'in ziyaretlerini. Ve yazarların genellikle yaptığı gibi kendimden bir üçüncü kişiymiş gibi söz ederek. (Yazar olmadığım için, ne yazık ki başımdan geçenlerin tümünü baştan sona bu yöntemle yazamıyorum.) Ve siz, büyük yazarlar, bağışlayın beni, ekmeğinizde gözüm yok, ne de ününüzde. Gerçekte beni aranıza almanızı bile istemiyorum. Benim geldiğim yer başka. Varmak istediğim yer başka. Aranıza almayın beni. Ama hor da görmeyin, elinizden geliyorsa." Ayrıca, şu cümleleriyle yazarın daha önce denizcilik yaptığına dair bir ima da bulunuyor: "Denizcilikte adettir, aynı flamayı taşıyan iki tekne, çok uzaktan geçerlerken bile selamlarlar birbirlerini." Yazar, ruha dokunan bir akıcılıkla insanın
Duygu ve Düşünce
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201713,9bin okunma
Reklam
7/10
·248 syf.··
2024 25. kitabı
Kuşlar yasına gider samimi ve akıcı bir hikaye, hoş bir anektod, Denizli/Ankara arası yaşanan hasta baba, fedakar oğul romanı, babası ile iyi ilişkileri olan insanların içselleştirebileceği duygu yüklü, başarılı dramatize edilmiş, içinde not alınacak duygusal ifadeler barındıran bir kitap olmuş. abartılı bir klasik olamasa da çok büyük bir şey beklemeden okunabilir.
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Hayal ve hüsran arasında Ahmet Cemil: Mai ve Siyah incelemesi
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
Mai ve Siyah, Servet-i Fünun edebiyatının temsilcilerinden Halid Ziya Uşaklıgil’in Servet-i Fünun dergisinde tefrika olarak yayımlandıktan sonra, 1897 yılında basılan ilk romanıdır ve modern Batı tarzı romanın ilk örneklerinden biridir. *Mai* esasen mavi anlamına gelir ve kitapta hayalleri temsil ederken, siyah bildiğimiz siyahtır ve hayal kırıklıklarını simgeler. Kitabın ilk baskısı ağır Osmanlı Türkçesiyle yazıldığından, sonraki dönemlerde sadeleştirilmiş halleri de yayımlanmıştır. Bu kitaba ilgim, Türk edebiyatının ilk örneklerinden biri olması ve çeşitli kaynaklarda referans eser olarak gösterilmesi sebebiyle oluştu. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) zamanında yayımladığı 100 Temel Eser listesine dahil edilmiş olması da ilgimi artırdı. Kitap, ana karakter Ahmet Cemil'in lise (idadi) dönemindeki yaşantısıyla başlar. En yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi ile büyüyen Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi'nin kız kardeşi İkbal'e âşık olur. Kendini bir dergide şiir yazarı olarak hayal eden Ahmet Cemil, tüm çabasına rağmen istediği başarıya ulaşamaz ve hak ettiği imkânlara kavuşamaz. Daha sonra çalıştığı gazetenin patronunun oğlu Vehbi Efendi'nin, kız kardeşi İkbal ile evlenmesi de romanın ana olaylarından biridir. Bu olaylar, aile dramları, çelişkiler, acılar ve kederlerle doludur. Kitap, genç ve idealist bir yazar olan Ahmet Cemil'in hayal kırıklıkları ve umutsuzluklarına odaklanır. İyi bir yazar olmayı ve sevdiği kadına ulaşmayı hayal eden Ahmet Cemil, çeşitli engellerle karşılaşır. Yazar, Ahmet Cemil'in iç karamsarlıklarını ve içsel çatışmalarını başarıyla işlerken, aynı zamanda yaşadığı toplumun yaşamına da ışık tutar. *Edebiyat-ı Cedide* kuşağının dünyaya bakış açısını ve kavrayış biçimini yansıtarak dönemin İstanbul’unu resmeder ve okuyucuya güzel bir duygusal şölen
Duygu ve Düşünce
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 202234,7bin okunma
Puan vermedi
Frank Herbert'in Dune romanı, bilimkurgu türünün kilometre taşı olarak anılmasının yanı sıra, derin felsefi ve ekolojik mesajlarıyla da dikkat çeker. Dune, bir çöl gezegeninde geçen güç, iktidar, din, ekoloji ve insan doğasının sınırlarını sorgulayan, destansı bir hikayedir. Herbert’in incelikle işlediği dünya, yalnızca bir macera değil, aynı zamanda insanın kendisiyle ve evrenle olan ilişkisini sorgulayan bir ayna niteliğindedir. Arrakis ve Ekolojik Düşünce Herbert, Dune ile ekolojiye dikkat çekmekle kalmaz, doğanın gücüne karşı insanın küçüklüğünü de gözler önüne serer. Romanın ana mekânı olan Arrakis, hayatta kalmanın neredeyse imkânsız olduğu çorak bir gezegendir. Ancak bu gezegenin barındırdığı "baharat" adı verilen madde, galaksiler arası yolculuğun anahtarıdır. Baharatın çıkarıldığı bu sert ve çorak dünyada hayatta kalmak, bir tür ekolojik dengeyi anlama yetisi gerektirir. Bu anlamda Herbert, doğanın gücünü insan hırsının önüne koyar ve insanın ekosistemle olan savaşını derinlemesine işler. "Arrakis, Caladan'dan çok farklı bir yer olsa gerekti... Arrakis... Dune... Çöl Gezegeni." (Paul Atreides’in gezegene ilk bakışındaki şaşkınlık ve merak). Arrakis’in ekolojisi, sadece gezegenin fiziksel yapısını değil, aynı zamanda toplumsal yapısını da şekillendirir. Herbert, modern dünyanın ekolojik tahribatına karşı bir uyarı yaparken, çöl gezegeninin sınırları içindeki yaşamı, doğayla uyum içinde olmanın önemine vurgu yaparak betimler. Fremenler, çölün ve baharatın ustaları olarak doğaya hakim olmaya çalışmazlar, onunla birlikte yaşamanın yollarını öğrenirler. Bu da Herbert'in ekolojik dengesizliklere dair eleştirisini sembolik bir şekilde sunar. Güç, Kehanet ve Din Üzerine Dune, sadece bir bilimkurgu değil, aynı zamanda güç ve kehanetin iç içe geçtiği bir felsefi
1000Kitap
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma
Zweig etkisi
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Stefan Zweig okumak, edebiyatın uzay boşluğunda bir kartal süzülüşüyle yol almak gibi; dili kendinde ve kendine has, bir mercan resifi gibi rengarenk ve coşkulu. Onu okurken kendinden geçmemek, sözün o büyüleyici akışına kapılmamak neredeyse imkânsız. Derin analiz ile ruhlarda oluşturduğu muazzam etki, tarife imkân tanımayacak biçimde harikulade. Onu okurken bir biyografi eserini değil de sanki armoni ile yoğurulmuş bir mûsikî meşki dinliyormuş gibi bir hisse kapılıyorsunuz. İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar adlı eser, klasik bir Zweig kitabının başyapıtı olarak kabul edebileceğimiz kadar üst seviyede bir kitap. Diğer biyografilerden farklı olarak, ilgili kişiliği değil de o kişinin hayatında yaptığı bir tercihin sonuçları bakımından ele aldığını görüyoruz ve her cümlesiyle yazar, yine kendi edebiyat zevkini yansıtan tipik bir Zweig eseri ile karşı karşıya olduğumuzu hatırlatıyor. Tüm kitap, olgular üzerinden, "olgunun biyografisi" diyebileceğimiz bir kıvamda ilerliyor ve seçimler, tercihler, korkaklıklar ve cesaretler aracılığıyla, tıpkı gökyüzündeki gerçek yıldızların tabiî bir süreç ile başlaması veya büyük bir süpernova patlaması ile sona ermesi gibi, yaşama ve insana ait bir yıldızın parlayışına veya sönüşüne tanıklık etmemizi sağlıyor. Zweig okuyunuz, Zweig okutturunuz.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı AnlarStefan Zweig · Can Yayınları · 19956,8bin okunma