Mehmet k.

Seni çok seviyorum babam…
Bir hafta oldu… Zaman geçiyor diyorlar ama bazı şeyler olduğu yerde kalıyor. Senin gidişin gibi. İnsan en çok da alışkanlıklarına yeniliyor. Bir şey anlatmak isteyince, bir ses duymayı bekleyince, “Babam olsa…” diye başlayan cümleler kurunca anlıyor eksikliği. Bir hafta geçti ama ben hâlâ o günün içindeyim. Sanki birazdan o arabadan ineceksin, sen geleceksin gibi. Olmuyor… kabullenmek kolay değil. Ama şunu biliyorum; Senin bana kattığın her şey, öğrettiğin her şey benimle. Gülüşümde, sabrımda, hayata tutunma şeklimde varsın. Kokun,sesin, sıcak kucağın, her şeyin… Çok özlüyorum babam. Seni özlemek artık benimle yaşayacak bir parça gibi. Ağrıyor ama aynı zamanda seni ne kadar sevdiğimin de kanıtı. Rahat uyu baba… Ben buradayım, senin öğrettiğin gibi ayakta durmaya çalışıyorum. Seni çok seviyorum.
Mehmet k.
Başınız sağ olsun🙏 Allah mekanını cennet eylesin
Reklam
Acaba duru bir su damlasına benzeyen bu kız bu limanda demir atacak, karar tutturacak mıydı?
Sayfa 76·Kitabı okudu
Sinem isimli okura yanıt verildi
Mehmet k.
Merak ettim şimdi ama🤔🙂
Uzun bir alıntı ama lütfen okuyunuz..
"Bay Hamilton," dedi Lee, " Size bazı eski Çince şiirleri İngilizceye çevirmeye çalıştığımı söylemiştim, hatırlıyor musunuz? Yok, merak etmeyin, okumayacağım. Çevirirken eski şeylerin bazılarının bir sabah vakti kadar taze ve berrak olduğunu gördüm. Ve sebebini merak ettim. Tabii ki insanlar sadece kendileriyle ilgilenir. Eğer bir öykü dinleyen hakkında değilse dinlenmez. Bu noktada bir kural koyabiliriz: büyük ve kalıcı bir öykü herkes hakkındadır, aksi takdirde kalıcı olmaz. Tuhaf ve yabancı olan ilginç değildir, Sadece derinden kişisel ve tanıdık olan ilginçtir. " "Bunu Habil ile Kabil öyküsüne uygula bakalım," dedi Samuel." (...) "Uygulayabilirim sanıyorum," diye cevap verdi Lee Samuel'a. "Bence bu öykünün yeryüzünde en çok bilinen öykü olmasının sebebi, herkesin öyküsü olması. Bence bu öykü insan ruhunun simgesi. (...) Bir çocuğun en büyük korkusu sevilmemek, en çok korktuğu cehennem reddedilmektir. Bana kalırsa dünyada herkes reddedilme hissini az veya çok yaşamıştır. Reddediliş öfke doğurur; öfkenin sonucu, reddedilişin İntikamı olan suçtur; suçtan da suçluluk kaynaklanır işte insanoğlunun öyküsü. Bence reddediliş çıkarılıp atılabilse, insanoğlu farklı olurdu. Belki delilerin sayısı daha az olurdu. Içten içe eminim ki çok sayıda hapishane olmazdı. Her şeyin başı, başlangıcı o. İhtiyacı olan sevgi kendisinden esirgenen bir çocuk kediyi tekmeler, suçluluğunu gizler; bir başkası kendini parayla sevdirmek için hırsızlık yapar; bir üçüncüsü dünyayı fetheder; ve her defasında suçluluk, intikam, yine suçluluk. İnsanoğlu tek suçlu hayvandır. Bir dakika! Dolayısıyla, bence bu eski ve korkunç öykü, ruhun bir haritası olduğu için önemli - gizli, reddedilmiş, suçlu ruhun. 292-293
Sayfa 292 - 7. Baskı 2025, İstanbul / İletişim yay. Çeviren: Roza Hakmen
Alıntı
Mehmet k. isimli okura yanıt verildi
Mehmet k.
@hayretfeza öfke olmazsa sonuçta olmaz 🙂 ama o zamanda çok vurdumduymaz oluruz :)