“Efendiler,
Camiiler, birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır.
Camiiler, itaat ve ibadetle birlikte, din ve dünya için neler yapılması gerektiğini düşünmek, yani danışma için yapılmıştır. Geçen sene Millet Meclisinde verdiğim bir nutukta demiştim ki;
‘Mimberler halkın zihni, vicdanları için bir bereket, bir nur kaynağı olmuștur.’
Böyle olabilmek için mimberlerden yankılanacak sözlerin bilinmesi ve anlaşılması ve fennin ve ilmin hakikatlerine uygun olması gerektir.
Hutbeyi veren kişilerin siyasi, toplumsal durumu, çağdas gelişmeleri her gün takip etmeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış bilgi verilmiș olur.
Bundan dolayı hutbeler tamamen Türkçe ve zamanın gereklerine uygun olmalıdır.
Ve olacaktır.”
Son cümle müslümanları düşündürecek ve hoşuna gitmeyecek türdendir. Şahsım adına bilmediğimi söyleyerek, merak ettiğim hususu soru olarak bırakmak istiyorum. Belki, bilenler vardır umuduyla... Batı ülkelerinin en gelişmiş olanlarında, ibadethanelerde ibadet vakti okunanlar, ibadethanenin bulunduğu ülkenin diline göre mi okunuyor? Yoksa, Kutsal kitaplarının metnine sadık kalınarak mı?
Funda Usta Camileri ve Türkleri kastetmemiştim aslında. Mesela, İncil'i diyelim, kilisede veya diğer ibadethanelerde hangi dilde okuyorlar? Asıl merak ettiğim buydu, soruyu açık iletememişim :(
Allahü teâlâ günahları ikiye ayırmıştır:
1- Kendisiyle kulları arasındaki günahlar.
2- Kulların birbiri arasındaki günahlar, kul hakları.
Cenâb-ı Hak, kendisiyle kulu arasındaki günahları affeder
Kullun rabbine karşı işlediği günah, günahların başı ve affı olmayan şirk günahıdır. Çağımızda en çok işlenen günah da budur. Allahü teâlâ bizi islah etsin, bizi korusun ve tövbesinde sebat edenlerden etsin inşallah.