Tıpkı hiçbir şey bilmediğinin bilgisiyle bilgeler arasındaki yerini alan Sokrates gibi zamansız düşüncelerle varoluşunu bezeyen insan da hiçbir şeyin sahibi olmadığının idraki sayesinde olanca zenginliğiyle insan olmanın imkanlarına açılır.
Materyalistler için ahlak yalnızca bir politika meselesidir.
İdealistler için ahlak ilke meselesidir; sonuçta hiçbir değeri olmayan bir şey olur.
Düalistler için ahlak maddeyi zihnin kontrolü altına almaktan ibarettir.
Düşünce, eylem, duygu kişinin kendini incelemesini dışlar. Ne zaman ki kişi, hayatta bir şeye aktif biçimde dahil olur ya da şiddetle acı çeker, o zaman kendi hakkında düşünemez.