Ben hiçbir şeyi olmayan bir adam gibi görünebilirdim. Ama kendimden emindim herşeyden emindim,onun olduğundan daha emindim; hayatımdan, yaklaşmakta olan ölümden. Evet, elimde bir tek bu vardı benim. Ama hiç değilse bu gerçekliğe tutunuyordum ve bu beni ayakta tutuyordu.
...Başkalarının ölmesinin, bir annenin sevgisinin ne önemi vardı, onun Tanrısından, seçilen hayatlardan, yazgılardan bana neydi, değil mi ki beni ve benimle birlikte, onun gibi bana kardeşlerim olduklarını söyleyen milyarlarca ayrıcalıklıyı da tek mukadder ecel gelip bulacaktı. Anlıyor muydu, acaba anlamış mıydı? Herkes ayrıcalıklıydı. Zaten sadece ayrıcalıklılar vardı. Öbürlerini de bir gün mahkûm edeceklerdi. Kendisi de, o da mahkûm edilecekti.
Tramvay işçileri emeği sağlar, kapitalistler de sermayeyi. Emek ve sermayenin ortak çabasıyla para kazanılır. Bu kazancı aralarında paylaşırlar. Bu paylaşmada sermayenin payına kâr, emeğin payına ücret denir.