Mehtap B.

"...Sadece bizim toplum olarak yanlış yaptığımızı söyledi." "Ne yanlışıymış o?" "Büyük bir kültür hazinesinin üzerinde oturmamıza rağmen, bunun farkında olmayışımızmış. Türkiye Cumhuriyeti'nden önce bu topraklarda Hitit İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu varmış, ama biz bu kültürlere sahip çıkmıyormuşuz. Batılılar uygarlığın Antik Yunan'dan başladığını söylüyormuş, oysa Sümerler, Hititler olmasa Antik Yunan olur muymuş? Dinleri farklı, ırkları farklı diye üzeri de yaşadığımız, içiçe geçtiğimiz bu kültürleri görmezden geldiğimizi söylüyor.
Reklam
Yani eski dinler, eski inanışlar birdenbire yok olmazlar, kültürel değişimler içinde yeni olanla birleşerek, başka bir inanç biçimi olarak ortaya çıkarlar...
"Teşekkür ederim, ama yaşlıyım. Bu beden altmışı devirdi Nevzat Bey... ama üzüldüğümü sanmayın sakın. Ne bu dünyaya..."Eliyle kendini gösteriyor. "Ne de, bu bedene güvenirim ben. Bunlar geçici. Bu dünyayı da, bu bedeni de Tanrı yaratmış olsa bile, gerçek dünya, gerçek yaşam bu değil. O nedenle yıpranmalarını sevinçle bile karşılarım, çünkü bedenin dayanıksızlığı, ilahi bir mesajdır aslında. 'Bu bedene inanma, onun arzularının esiri olma, daha derindekine, daha içerdekine bak. Onu görmeye çalış, çünkü o hiç yaslanmaz' diyen bir mesaj."
Demek en uçuk kaçık olanımızın içinde bile bir inanma ihtiyacı var. Galiba yaşama en kolay, en kestirme anlam bulma yolu bu: yani din. Belki de güvenliğimizle ilgili bir şey.
Sen bu şehri, bu şehrin insanlarını, semtlerini, sokaklarını, yani bu şehrin ruhunu biliyorsun.
Reklam