Mehtap B.

Daha doğrusu Almanya'ya gelenler artık bu ülkede yaşayan insanlara hiç benzemiyordu. Aynı dili konuşsalar da, aynı dine inansalar bile çok farklılaşmışlardı. Yıllar önce Almanya'ya gelen Anadolulular, devasa bir ağacın kesilmiş bir dalı gibiydi. Ağaç yaralanmasına rağmen bundan hiç etkilememişti, fakat gövdesinden ayrılan dal, farklı bir iklimde boy vermeye başlamış, emdiği su, büyüdüğü toprak, serpildiği hava onu bambaşka bir ağaca dönüştürmüştü. Onlar artık ne Alman'dı ne de Türk. Bu olumsuz bir durum muydu, ondan da emin değildi Yıldız. Aslında her iki kültür bilinirse, özümsenirse, avantaj bile olabilirdi. Arada kalmak en kötüsüydü. Ne Alman, ne Türk olmak. Ne yazık ki Almanya'daki göçmenlerin çoğu böyleydi. Türkiye'yi özlediklerini söylüyorlardı ama burunlarında tüten o vatan artık yoktu. Dedelerinin, ninelerinin, anne babalarının anlattıkları o ülke çoktan değişmişti. Kendileri de yıllar önce Türkiye'den ayrılan o çaresiz gurbetçiler değillerdi artık, eksiğiyle gediğiyle bir hayat kurmuşlardı. Dönüp gelmediklerine göre, o hayat bir şekilde tatmin de ediyordu onları.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Öfkeli adan tehlikelidir ama umutsuz adam çok daha tehlikelidir.
Anılar önemlidir. Anılar, yaşananları hatırlatır. Yapılan kötülükleri ve iyilikleri, acıları ve mutlulukları. Anılarını unutursan, yaşananları da unutursun. Yaşananları unutursan, geçmiş tekrar eder.
Benim tanıdığım Türkler, ülkelerindeki seçimler için birbirini yiyorlar. Türkiye'deki partiler bunun için Almanya'da milyonlarca euro harcıyor. Tuhaf olan, sizinkilerin Almanya'da solcu, yeşil, liberal gibi partilere oy verirken, Türkiye'de muhafazakarları destekliyor olmaları.
Aslında sizinkiler de burada mutlu değiller, ülkelerine dönmek istiyorlar. Burada yaşıyorsunuz ama aklınız ve kalbiniz Türkiye'de. Almanya'daki siyasetten çok Türkiye'dekiyle ilgilisiniz.