Mehtapishere

"İstanbul’dan ona buğulu bir ışık, buruklukla karışık ince bir sızı, uzak bir müzik, yumuşak şekiller, zamanla paslanan hazlar, şiddetin, kaybetmenin acısı: hayatın tutmaya izin vermediği ellerin terk edilişi, artık okşanamayacak yüzler, hala kurulamayan köprüler kaldı."
Sayfa 154·Kitabı okudu
Reklam

Mehtapishere

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
7 günde okudu
·
2025 10. kitabı
Mathias Enard
7.5/10 · 955 okunma

Mehtapishere

, bir kitap okudu
Puan vermedi·392 syf.·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2025 09:48
·
2025 9. kitabı
Sándor Márai
8.6/10 · 144 okunma
İnsan her türlü ilişkisinde aynıdır; "küçük dünyaya" sadık olmayan büyük dünyayla ilişkilerinde de sadakatsizliğine bağlı olur. Gemi korkuluğuna yaslanarak, tren pencerelerine dirsek dayayarak, ruhumda düzensiz bir "hasretle", dünyanın güzelliklerine hayranlık duyar, bu hayranlığımı anlatırken hüzünlü bir bilinç bu hayran oluşlarımın, hasret duyuşlarımın ve tutkumun yapay bir gösteriş olduğuna, aslında bu manzaralarla hiçbir bağım olmadığı, hiçbir yere özlem duymadığıma dair beni uyarmıştır. Vatan tekti, yalnızca Macarca konuşulan coğrafya. Harflere bağlı insanın anadilinden başka yurdu olamaz. Bir süre sonra yalnızca zahiri bir heyecan ve mecburi bir coşkuyla yolculuklar yaptım. Gençliğin bu yabanıl, eşkıya yolculuklarından kalan anıları, dünyaya ganimet ararcasına baktığım dönemden kalan anılar, manzaralar, vahşi bir heyecanla, saf ve fetihçi bir açgözlülükle çaldığım anılar çabuk soldu. İnsan bir gün yola koyulunca dünyanın onu artık rahatsız ettiğini fark eder. Niyetsiz, beklentisiz, isteksiz bir yolculuğa çıkar, o kadar ki Hindistan yolu bile, hafta sonu tatil gezisi gibi gelir artık ona. İçinden sınır tanımayan, yani sadakatsiz insan zamanla mütevazı olur; daha az yolculuk yapar, artık duvar ilanlarıyla yetinmeye başlar, sonsuzluğu, turizm acentelerinin pencereleri anımsatır ona.
Sayfa 346·Kitabı okudu
Sabah yedi olmalıydı, daha o erken saatte güneş ışıklarını yağdırıyordu, viran otelin avlusunu sessizlik kaplamıştı,daha önce hiç duymadığım bir sessizlikti bu; yok oluşun sessizliği, o beklenmedik, nedensiz bir mutluluk duygusu, sanki bir anda yaşamın senin için ya da sana karşı ne planı varsa kavrıyorsun... Bu mutluluk duygusu aşkın kendinden geçme anlarında bile böyle kusursuz değildir. Bu, ışığında yaşamın bütün manzaralarını bir anda gördüğün aydınlanmadır, ışındır, iki yok oluş arasında yaşam olan "andır" gördüğün.
Sayfa 344·Kitabı okudu
Reklam