Her şey yıkılıyor...
Duvarlar, kaleler, şatolar, yıldızlar, heykeller, hayaller, inançlar, değerler, geçmişe bağlanan her şey... Her şey tuzla buz, paramparça!..
Merhaba yeni dünya!
Elveda Alyoşa!..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Armin'e desem ki: "Sakın ölme Armin! Benim geldi- ğim yerlerde yaşayabilmek için nelere katlanıyor insanlar. Hakkın yok ölümü düşünmeye..." Helga'ya desem ki: "Karaderili bebeğini iyi besleyemediğine, iyi bakamadığına hayıflanma, tüketme kendini öyle. Benim geldiğim yerlerde çocuklar hep ‘karaderili'dir ve bebeler, çokluk açlıktan, yoksulluktan, sancıdan senin bebeğin gibi ağlarlar.” Volker'e desem ki: “Yeşil çok önemli, biliyorum. Soyu tükenen kaplumbağalar, fok balıkları, yok edilen ormanlar -yerlerine yenileri konamazı çok önemli biliyorum. Benim geldiğim yerlerde, ama Volker, yeşil ormanların kuytuluğunda, kekik kokan gecelerin karanlı- ğında, biçilmiş ot ve toprak kokan serin yeşil şafaklarda yok edilir insanlar sessizce...
Saat tam 10.30. Kahve molası. Dilim yok, bütün bunları diyemem. Çok mavi, çok engin, pırıl pırıl, çakıl taşlı, ılık bir deniz düşünüyorum durmadan.’’
"Ah, seneleri sayıyoruz, orayı burayı kesip biçiyoruz, duruyor tekrar başlıyoruz, ikisi arasında kararsız kalıyoruz... Halbuki başımıza gelen her şey nasıl da kesintisiz, nasıl da her şey diğerine bağlı, ve kendini doğuruyor, ve büyüyor, ve kendini biçimlendiriyor... ve bizim aslında yapmamız gereken yalnızca var olmak, ama sadelikle, ısrarla, tıpkı yeryüzünün var olduğu gibi, geçen mevsimlere peki diyerek, aydınlık ve karanlık ve bütün olarak boşluğun içinde, yıldızların kendilerini emniyette hissettiği o kuvvetler ve tesirler ağından başka yerde yatıp dinlenmeyi istemeyerek."
Burada olmak muhteşem.
...Bilirim ama, biz alışmadık ki bu çeşit sevince. Bilemeyiz ki bu çeşit sevincin tadını, tatmadık ki. Düşünmeye başlayalı beri bir gün sarhoş olmadan gülmedik ki. Böyle irkiliriz işte dışardan görünce sevincin gösterisini. Meselesi ekmeğinde olanların bu halinden, meselesi insan, gökyüzü, yeryüzü, ölüm, sefalet, hastalık; incir çekirdeğinden başlayıp dünya yuvarlağındaki en manasız meseleye kadar çıkanlar nasıl irkilmez ki?