"Antîk Çağ'dan berî yer' in kendi ekseni etrafında döndüğü fikrine karşı öne sürülen en önemli kanıtlardan birine göre, o durumda yer'in çok hızlı dönmesi gerektiği ve diklemesine havaya atılan bir taşın metrelerce uzağa düşeceğiydi."
"Neden düşmüyor peki?"
"diyelim ki trende giderken elindeki elmayı düşürdün. Tren hızla gittiği halde, elma senden öyle çok uzağa düşmez. Hemen ayaklarının dibine düşer. İşte bu, eylemsizlik yasasının bir sonucudur. Elma elinden düşmeden önceki hızını korumuştur."
Harika bir dünyaya getiriliyoruz. Birbirimizle karşılaşıyoruz, tanışıyoruz. Kısacık bir süre birlikte yaşıyoruz. Sonra birbirimizi yitirip tıpkı geldiğimiz gibi aniden ve açıklanamaz bir şekilde ortadan yok oluyoruz.
Sokrates'in Aristippos adlı bir öğrencisi daha vardı. Yaşanan duygusal hazları olabildiğince artırmayı hayatın asıl amacı sayıyordu Aristippos. En büyük iyilik haz, en kötü şey ise acıdır, diyordu. Bu yüzden, her türlü acıdan kaçınarak yaşamanın yolunu bulmak istiyordu.
Stoacılar bütün doğal süreçlerin örneğin hastalık ve ölüm doğanın değişmez yasalarına göre gerçekleştiğini vurgulamıştı. Böyle olunca, insanın kendi kaderiyle barışması gerekir.
Stoacılara göre hiçbir şey rastlantı eseri değildir. Her şey zorunlu olarak gerçekleşir ve kader gelip kapıyı çaldığında yakınmak pek bir işe yaramaz. İnsan yaşamdaki mutlu durumları da sakin bir biçimde karşılamalıdır.