Harfler olmadan sözcükler, sözcükler olmadan konuşma olmaz. Bir dili çalışmaya alfabeyi öğrenerek başlarız. Her alfabe iki tür harften, sesliler ve sessizlerden oluşur. Onlar olmasaydı insan konuşması parça parça olurdu.Bir bilimkurgu romanında, bilinmeyen bir gezegende yaşayanlar birbirleri ile yalnızca sessiz sözcüklerden oluşan sesler çıkararak konuşurlar. Ama bu katıksız bir bilimkurgudur! Doğa bizimle kimyasal bileşiklerin diliyle konuşur. Bu bileşiklerin her biri kimyasal "harflerden" ya da yeryüzünde var olan elementlerden oluşur. Bu tür "sözcükler" in sayısı üç milyonu aşar. Oysa kimyasal "alfabe" de yalnızca yüz kadar "harf vardır. Bu "alfabe"de de "sesliler" ve "sessizler" bulunur. Kimyasal elementler uzun bir süreden beri iki gruba ayrılmaktadır: Ametaller ve metaller. Ametallerin sayısı metallerden daha azdır. Aralarındaki oran basketbol çetelesini anımsatır - 21:83.Tıpkı insan dilinde seslilerin sessizlerden daha az olması gibi. İnsan dilinde yalnızca seslilerin birleşmesi ile ender olarak anlamlı bir hece oluşur. Çoğunlukla anlamsız inilti gibi bir ses çıkar. Kimya dilinde yalnızca "sesliler" in (ametallerin) birleşmesine daha sık rastlanır. Yeryüzündeki tüm canlılar varlıklarını ametallerin birbirleri ile oluşturdukları bileşiklere borçludurlar. Bilim adamlarının karbon, azot, oksijen ve hidrojenden oluşan dört temel ametale organojenler demeleri boşuna değildir. ürganojen, organik yaşamın kaynağı olan maddeler anlamına gelir. Bunlara fosfor ve kükürtü de eklersek, bu altı "yapı taşı", proteinlerin ve hidrokarbonların, yağ ve vitaminlerin kısacası, tüm yaşamsal önemdeki kimyasal bileşiklerin yapımında doğanın kullandığı madde dizisini tamamlar. Oksijen ve silikon isimli iki ametal (kimyasal "alfabe"nin iki "sesli"si) birleşerek kimya dilinde SiO2