Mel

Dilsiz yazı, ilk anlamda, bizzat dilsiz şeylerin taşıdığı sözdür. Onlar kendi maddeselliklerinde bulunan ve madenbilimci şair Novalis'in “her şey konuşur” sözünün özetlediği de bu anlatım (signification) gücüdür. Her şey izdir, kalıntı ya da fosildir. Her duyarlı biçim, taştan ya da kabuktan itibaren konuşur. Her biri çizik ve kıvrım olarak kayıtlıdır, tarihinin çizgilerini ve yazgısın işaretlerini taşır. Edebi yazı o zaman şeyler (choses) üzerine yazılı bu tarihi işaretlerin şifrelerinin çözümü ve yeniden yazımı (reecriture) olarak ortaya çıkar. Balzac'ın Tılsımlı Derı'nin (La Peau de chagrin) başlangıcında, antikacı mağazasını yeni bir mitoloji simgesi, sadece tüketim artıklarının birikmesiyle oluşan bir düşsel (faııtastique) simgeler olarak betimleyen o keskin sayfalarda özetlediği ve yücelttiği bu yeni yazı fikridir. Yeni çağın en büyük şairi ruh bozukluklarının röportajcısı olan Byroıı değildir. Kemiklerden hayvan topluluklarını ve fosilleşmiş kalıntılardan da ormanları yeniden kuran yerbilimci ve doğabilimci Cuvier'dir1 2. Yeni bir sanatçı fikri onunla tanımlanır. Sosyal dünyanın labirentlerinde ya da yeraltlarında dolaşan odur. Kalıntıları toplar ve anlaşılmaz ya da önemsiz gibi görünen şeylerin dış görünüşlerinde resimli hiyerogliflerin suretini çıkarır. Dünyanın biçiminin anlamsız ayrıntılarına şiirsel ve anlamlı güçlerini yeniden kazandırır. Bir yerin topografyasında ya da bir çehrenin görünümünde (physionomie), bir giysinin biçiminde ve eskimişliğinde ya da bir ticari eşya ya da çer çöp sergisinin kaosunda bir mitolojinin öğelerini bulur. Bu mitolojinin figürlerinde de bir toplumun, bir çağın, bir ortaklığın gerçek tarihinin keşfedilmesini sağlar; bir bireyin ya da bir halkın yazgısını önceden hissettirir. Her şey konuşur cümlesi temsil düzeni
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·132 syf.·
6 günde okudu
·
2022 80. kitabı
Soren Kierkegaard
7.8/10 · 240 okunma
Şiirin durumu, bu uzun geçişte vurguladığımız aykırılığı iyice uca çekmektedir. Cemal Süreya, yıllar önce, dört dörtlük bir biçimde dile getirmişti bunu: «Kapitalist toplumda şiirin öbür sanatlara göre daha bir köşeye atılmasının iki önemli nedeni olduğu kanısındayız. Bir kere, şiir, eğlence (distraction) niteliğini hiç taşımayan bir sanat Bu bakımdan çok genel anlamda temizleyici, (belki) yetiştirici, (mutlaka) bileyici nitelikleri dışında bir nedenle bir aracının ona yaklaşması söz konusu olamaz. Resim, mobilya olarak da kullanılabiliyor; roman vakit öldürmek için okunabiliyor; şiir ise kendi akışı dışında, yararlanılabilecek bir nitelik taşımayan bir sanat. Asi bir sanat. Bu yüzden, para-mal-para düzenine pek giremiyor, kapitalist üretimin çarkında 'başka bir özel planda' görünerek devinemiyor. Kapitalist üretim de kendisine elverişli gelmeyen bu uğraş alanını kovuyor, gerilere itiyor. Yarattığı hayat biçimleri içinde bir yer vermek istemiyor ona. İkinci olarak, kapitalist toplumu besleyen sağcı düşünce, öteden beri dile karşıdır. Doğanın sessizliğine hayrandır. Hatta bir yerde sessizliğinden ötürü «Doğa sağdadır» diye konuştuğu olur. Dile uğramadan bireysel bir aşım içinde olmak ister. Bu yüzden, en çok dil olan, hatta bir yerde dilin kendisi dernek olan şiiri daha fazla itibarsızlaştırmak yolundaki çalışmasını doğal karşılamak gerekir.»*

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·379 syf.·
11 günde okudu
·
2022 75. kitabı
Ernst Mayr
8.1/10 · 147 okunma