Mel

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·249 syf.··
4 günde okudu
·
2021 98. kitabı
Shulamith Firestone
7/10 · 47 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·224 syf.··
2021 97. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2021 18:14
Ekonomi, din ve siyaseti anlamak, aslında insan ilişkilerini anlamak demek. Varolan hemen hemen çoğu yapı, bu üç başat konunun getirileri ve karışımından ibaret. Aile, kadın-erkek eşitliği konuları da bunun alt dalıdır. Marx, Engels ve Lenin bu üç başat konu ile aile ve kadın arasındaki analojiyi “ekonomi” çatısı altında açık bir şekilde ifade ediyor. Feministlerin çok kötü bir politika yürüttüğünü düşünüyorum. Feminizm bir ideolojidir. İdeolojiler direkt bireylere karşı uygulanmamalıdır. Marx, Engels ve Lenin Feminizmin nasıl bir yol çizmesi gerektiğine yardımcı olabilecek söylemlerde bulunmuşlar. Bunu referans alan feminizm dalgaları oldu ama bireysel anlamda feminizmi savunan kadınların işi özünden kopardığını düşünüyorum. Feminizm, devlete karşı, politikalara, burjuvaya karşı yapılmalı. Ahmet’in, Mehmet’in bireysel olarak suçu yok. Feministlerin erkeklere karşı saldırgan tutumu büyük bir itibar kaybı. “Feminizmin” tutumu böyledir demiyorum, bireysel olarak feminizmi savunan çoğu kadının tutumu böyle ve yanlış. Bireysel anlamda hiçbir erkeğin direkt olarak suçu yok. İnsanlar, doğdukları ülkenin, devlet politikalarının, dinin, kültürün, aile yapısının yansımasıdır. Ufak yaştan birey olana kadar tüm politikalar erkeğin üstün olduğuna yönelik kayırmacı tutumla ilerler. Böyle bir sunum içinde kadını ikinci cins görmeleri elbette kaçınılmaz. Tabii ki kendini geliştiren, sunulan kayırmacı refahın yanlışlığını kavrayan erkekler de vardır fakat, ekonomik kaygılar, yaşam karmaşası içinde çoğunluğun buna odaklanmaması gayet anlaşılır. Aile, kadın-erkek ilişkilerini, çocuk ilişkilerini, sosyal ilişkileri her zaman politikalar, ekonomiler ve dinler belirlemiştir, belirler. Çarpık ilerleyen ilişkilerde direkt olarak bireylerin suçu yok, kafayı kaldırıp en üstteki yönetimin
Kadın ve AileKarl Marx · Sol Yayınları · 2008459 okunma
*** Hangi sınıftan olursa olsun çocuk doğurmanın kadınlara başka hiçbir yolla elde edemeyecekleri bir güç sağladığı şüphe götürmez. Hayatlarını ebeveynlerin veya kardeşlerinin evinde tam ya da yarı bağımlı ya da az bir ücretle kıt kanaat geçinmek zorunda olanların gözünde kendi evi ve çocukları üzerinde güç sahibi olmanın -en azından görece- çekiciliği tahmin edilebilir  *** Kadın ve erkeklerin neden çocuk istedikleri veya neden kız veya erkek çocukları tercih ettikleri konusunu açıklığa kavuşturmaya çalışırken birkaç karmaşık etken göz önüne alınmalıdır. Çocuk sahibi olmak istemenin doğal olduğunu veya evliliğin hatta cinsel ilişkinin sonucu ya da nedeni olduğunu varsayamayız. Çocuk sahibi olmak aile ile ilgili kültürel değerler ile o kadar yakından ilişkilidir ki sanki yalnız çocuk sahibi olunca aile kurulabilirmiş gibi akraba ve dostlar çocuksuz çiftlere "ne zaman bir aile kurmayı düşünüyorsunuz" diye sormaktadırlar. Mülk ve kişilik mirası, ekonomik ve siyasal dürtüler statü tutkusu, yalnızlık korkusu, sevgi ihtiyacı ve "normal" kabul edilme isteği gibi patriarkal değerlerin hepsi insanların çocuk sahibi olma isteklerine etki ederler.  *** Evlilikten eskiden olduğundan daha çok şey beklenmektedir. Son 150 yıldır aile ideolojisi romantik ve müşterek evlilik idealine önem vererek temeldeki ekonomik ve eşitsiz yönünü gizlemiştir. Yakın geçmişte evlilik, temel amacı çocuk sahibi olmak olan kocanın yönetimindeki bir iş ortaklığı olarak görülürken artık, iki eşit partnerin yardımlaşma, kaşılıklı cinsel tatmin ve iki ya da üç çocuğu özenle ve sevgiyle yetiştirererek uyum yaratmak amacıyla girdikleri bir sevgi ilişkisi olarak görülmektedir.
*** Her toplumun temelinde karşılıklı etkileşim yattığından bir toplum en' rastgele olanından en yakınına kadar binlerce ilişkiyi içerir. İlişkiler aynı ve farklı cinsler, aynı veya farklı yaş grupları, aynı ya da ,farklı sınıftan bireyler arasında kurulabilir. Bu ilişkilerin bazıları cinsel olabilir ve cinsel ilişkiler her türlü ilişkide meydana gelebilir. Bazı ilişkiler yardımlaşma ve sevgi bazıları ise siddet ve düşmanlık üzerine kurulur. Çok kısa sürebilecekleri gibi bir insanın yaşamının en güzel dönemine yayılabilir. Görüldüğü gibi oluşumları, doğaları ve süreleri açısından ilişkiler çeşitlidir. Buna rağmen batı toplumu ideolojik açıdan uzun dönemli kadın erkek ilişkilerine ve ebeveynler ile çocuklar arasındaki ilişkilere en yüksek statüyü vermektedir. İdeolojik açıdan bu ilişkilerin gerçekte bir çoğu olmasa da sevgi ve ilgiye dayandığı düşünülür. Bunların 'doğal' ilişkiler olduğu iddia edilir ama daha önce de belirttiğimiz gibi aslında değildirler. Bu idealler tüm diğer uzun süreli veya yakın ilişki biçimlerini dışlayarak 'aile' kavramında somutlaştırılmış ve kutsallaştırılmıştır  *** Evlilik yalnızca cinsel çekicilik, aşk ve romans düşüncelerinin etkisi altındaki ekonomik bir ilişki yada iş sözleşmesi değildir. Aynı zamanda hem kadın hem de erkek için önemli bir statü değişikliğidir. İnsana yetişkin statüsü kazandırır. Bir erkek için bağımsızlık ve başkalarının sorumluluğunu kazanma anlamlarını taşırken , kadın için yeni bir bağımlılık biçimi ve hanehalkının sorumluluğunu üstlenme anlamına gelir. Kadın için birisinin çocuğu olmaktan birisinin karısı olmak yarıbağımlı konumuna geçişi temsil eder. Şüphesiz bu statü değişikliği kadın ve erkeklerin evlenmek istemelerinin önemli sebeplerinden biridir. Evlilik modern sanayi toplumlarındaki genç kadın ve erkekler