Mel

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·297 syf.·
12 günde okudu
·
2021 95. kitabı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
*** Büyük coğrafi keşifler, Yeni Dünya’nın keşfi, Yeniçağ’ın başlaması; bütün bunlar Avrupa’nın karabiber iştahıyla yakından ilgilidir. Bu iştahın giderilmesinin önüne engeller çıktığı anda, tarihi harekete geçiren bir güce dönüşür iştah. Karabiber tutkusu bağımlılık belirtileri göstermeye başlamıştır. Hindistan’ın baharatına bir kez alıştıktan sonra, bu hazdan mahrum kalmamak için her yola başvurulur. Bu girişimler esnasında, yani karabiber diyarı Hindistan’a giden bir deniz yolu aranırken Yeni Dünya’nın keşfedilmesi adeta bir yan ürünü gibidir. *** Kahve, içerdiği kafein nedeniyle merkezi sinir sistemi etkiler. 20. yüzyıla ait temel bir eserde belirtildiği gibi, “kahve zihni açar, algılama sürecini hızlandırır, düşünceleri berraklaştırır ve sonrasında depresyona yol açmadan aklı uyarır” 17.yy burjuvazisi, daha önceki asırlarda yaşamış insanlardan hem düşünsel hem de fiziksel olarak farklıdır. Orta çağ insanı, genelde açık havada bedeniyle çalışır. Burjuva ise giderek beyin işçisine dönüşmüştür, işyeri yazı masasıdır, bedeni oturma pozisyonundadır. İdeali, bir saat gibi düzenli işlemektedir(Burada Kant’ın yaşam biçimini anımsayalım.) Bu yeni çalışma ve yaşama biçiminin bütün organizmayı etkileyeceği ortadadır. Bu noktada, kahve tarihsel uyarıcı bir madde işlevi görür. *** 19. yüzyıla kadar geçerliliğini inatla koruyan eski bir iddiaya göre, çikolata afrodizyaktır. 17. yüzyılın sonuna ait bir eserde bu durum kibarca şöyle ifade edilir: “Belirli görevlerin yerine getirilmesi için çikolatadan medet umuluyordu.” 17 ve 18. yüzyılda çikolata bu açıdan da kahvenin zıddıdır yani. Zira bildiğimiz gibi, kahve vücuda son derece zararlı ve anti-erotik bir içecek olarak görülür. Çikolata, vücudu ve cinsel gücü besler. *** 17. ve 18. yüzyıl yazarları için tütün içmek ve
Puan vermedi·400 syf.··
2021 93. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2021 22:27
Tarihsel bir grafik akışında öncüleri aktarıyor ama aynı zamanda konular içinde karşılaştırmalar, yorumlar da pek fazla. Karşılaştırmaları daha kolay kavramak için konulara bir bütün olarak hakim olmak gerekiyor. Önemli tarihsel kişilikleri, kavramları çok detaya girmeden tanıtma sağlanmış. Konuya ilgisi olanlar konulara kendi özelinde ek olarak detaylandırabilir. Bu kitabı referans alıp, sunduğu tarihsel kişiliklere ek olarak farklı kaynaklardan bakarak sosyolojiye kaba taslak hakim olunabilir. Kitap sosyolojiye bir bütün olarak bakma fırsatı sunduğu için az çok işleyişini de kavrayabiliyorsunuz. Tümdengelim-tümevarım metodolojisini kullanıyor. İfadeleri okurken “ya bu felsefe diyorsun” ama aslında değil, konuyu felsefenin kucağına bırakıp geri dönüyor. Tam bu psikoloji, siyaset, ekonomi diyeceksin, onları da ait oldukları yere ulaştırıp, derine inmeden uzaklaşıyor. Yani özetle; sosyoloji, diğer tüm bilimsel, ideolojik dallar arasında iletişimsel bir ağ. Onların içinde doğan ama sadece dıştan gözlemleyen, toplumun psikoloğu konumunda. Güzel bir yol haritası kitabı.
Sosyolojik Düşüncenin Kısa TarihiAlan Swingewood · Agora Kitaplığı · 2010122 okunma
Kadın sonluluğu açıklığa kavuşturur, erkek sonsuzluğun peşinde koşar. Zaten böyle olmalı. Her biri kendi acılarını yaşar. Kadın acılar içinde çocuk doğurur, adam acılar içinde fikir doğurur ve kuşkunun kaygısını veya umutsuzluğun işkencesini hissetmek kadının işi değildir. Kadın fikrin dışında durmaz; ama fikri ikinci el olarak alır. Ama kadın bu şekilde sonluluğu açıklığa kavuşturduğu için, erkeğin en derin yaşamıdır; ama yaşamın, tıpkı kökün yaşamı gibi, daima gizli ve özel kalması gerekir. Bu nedenle kadının özgürleştirilmesine dair tüm aşağılayıcı konuşmalardan nefret ediyorum. Böyle bir gelişmeden Tanrı korusun. Ancak böyle bir gelişme olmayacak, olmamalı ve olamaz. Bırak, kötü ruhlular, erkek olmanın ne demek olduğu hakkında hiçbir fikri olmayan aptallar, kadının mükemmelliğinin mükemmel olmayışında yattığını hiç bilmeyenler uğraşıp dursun. Erkek kategorisi içinde erkekten mükemmel olabileceğine inanacak, kaybının giderilemez olduğunu anlayamayacak kadar basit fikirli, boş ve zavallı tek bir kadın olabilir mi? Hiçbir sıradan ayartıcı kadın için bundan daha tehlikeli bir doktrinle ortaya çıkamaz. Çünkü önce kendisinin bunu yapma gücü olduğuna, kendi kaprisine göre yapabileceğine, kadının erkeğin keyfinin kurbanı olma dışında erkek için hiçbir değeri olmadığına, buna karşın bir kadının erkeğin her şeyi olabileceğine, kadını inandırması gerekir. Zavallı şeytanlar! Ne yapacaklarını bilmiyorlar, kendileri erkek olmanın ne demek olduğunu bilmiyorlar. Bunun yerine kadını yozlaştıracak ve onunla oldukları gibi, yarı erkek olarak kalma konusunda birleşecekler; kadınları da aynı acınacak duruma sokacaklar. Erkeğin doğanın sahibi ve efendisi olma iddiasından vazgeçtiğini, yerini bir kadına bıraktığını varsayalım. Kadın doğanın metresidir; doğa kadını anlar, kadın da onu;