Çakırdikenin içinde ayaklarım kanadı. İşte öyle bir betimleme, öyle bir anlatış… Okurken ben de Dikenlidüz de yürüdüm, oturdum, aç kaldım, açıkta kaldım, kuru ekmeğe hasret kaldım, Abdi ağadan dayak yedim. Döne için gözyaşı döktüm, Iraz’ın oğluna yandım, Hatice ile bittim. Kalemin efendisi mi desem, kelimelere dans ettirmiş de içimize işletmiş mi desem bilemedim. Her satırı 2-3 kere okunacak kadar özel. Büyük usta, yattığın yer nur olsun…