Zeyneb

Zeyneb
Özlediğim veya heves ettiğim dünya ile içinde bulunduğum dünya arasında, kabul etmek gerekir ki dünya kadar fark var.

Zeyneb

, bir kitap okudu
Puan vermedi·124 syf.·
14 günde okudu
·
2019 8. kitabı
Peyami Safa
7.6/10 · 57,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hâl-i İntizar
Ruhumuzdaki yalnızlık ızdırabını hiçbir behçet duygusu kapatamıyor. Hiçbir beşer galip gelemiyor. Bedenimiz bizi nereye götürürse götürsün, gözümüz neyi görürse görsün, kalp gözü bu ızdırabın içinde daima karanlık bakıyor. Ağlaması bundan, susması, sükut etmesi bundan. İliklerimize kadar işleyen bu hâl, sevdadan da, sevgiden de mahrum bırakıyor gönlümüzü. Unutuyor insan bu hisleri zamanla. Etrafımızda olup bitenlere algımız kapanıyor. Kötüye dair ne varsa dahi taahhüd etmiyor, endişelenmiyor, kanamıyor yara, ağlayamıyor. Bu bir çeşit hâl-i intizardır, acıyla hemhal olmaktır... Hayattır. Zeynep Gül
Düşünceleri yan yana, alt alta getirmez şair.Şair mantık ve sözü de birbiri üstüne yığmaz. Şair önce kelimelere ve nihayet şiirin bütününe bizim (dağılmış olan) beşeri durumumuzu toparlar.Varoluşumuza bağlı endişelerimizi kümeler... İsmet Özel (75 yaşında)
gecenin dürüstlüğünden herkes kuşkulanır korkulur o kuş yüklü iniltilerden ve mor ağzını gecenin kumuna batıran ben çağdaş serüvenler adına bütün fotoğraflarını yakan yakan ve bekleyen. İsmet Özel
Müslüman için insan olmanın anlamı, Allah'ı tanıma imkânına bağımlıdır. Yani insan olmak belli bir kavrayış bölgesinin oluşmasıyla ilgili. Kartezyen anlayış insanı beden ve zihin olarak ikiye bölmüştür. Böylelikle kavrayışı "zihne" münhasır kılmak zorunluluğu ile karşı karşıya kalmış "batılı" insan. Zihin kendine "değer" ve "anlam" türetmeye başlamış böylece. İnsan dediğimiz mahlûk kendi anlamını bir yerlerde arayadurmuş hep. Bu arama faaliyeti içinde Allah'tan başka güçleri kural koyucu, boyun eğilmeye değer kabul ettiği durumlarda kâfir olmuş. Bazan kendi aklının, bazan bir sistemin işleyişinin, bazan "ilke"lerin kendine anlam kazandırdığını sanmış. Bu zan'larıyla ateşe düşmüş derhal. Vehimlerini terketmediği sürece, yanmamak için gösterdiği her çaba onu tehlikeye daha fazla yaklaştırmış, dinmeyen bir çırpınış içine düşmüş.