Zeyneb

Zeyneb
Özlediğim veya heves ettiğim dünya ile içinde bulunduğum dünya arasında, kabul etmek gerekir ki dünya kadar fark var.
Öğretmen
Almanya
Almanya
67 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·312 syf.··
2022 2. kitabı
Doğan Cüceloğlu'ndan çok faydalı bir kişisel gelişim kitabı. İletişimin önemi şu zamanda ne kadar gerilediğini farkediyor insan bu eseri okuyunca. O kadar çok iletişim bozukluğu var ki hayatımızda, kurduğumuz yavan ve kopan tüm ilişkiler iletişimsizliğin kurbanı oluyor genelde. Yani aslında yazık ediyoruz belki de birbirimize. Doğan Cüceloğlu yaşanmışlıkları ile bu kitabında sağlıklı ve kalıcı ilişkinin iletişimlerini bizlere söyleşi tadında anlatmış. Hatta ilmek ilmek dokumuş. Eminim ki, herkes mutlaka herhangi bir satırında kendisini bulacaktır okurken. O yüzden aslında hepimizi kaleme almış. Duygusal zeka ile aklın dengesini kurmaya yardımcı olabilecek bir kitap. Bilinçli bir birey tüm toplumun gidişatını belirler bana göre. Bu yüzden kendimizi her an geliştirmemiz şart. Bu da ancak kitaplarla mümkün. Ki insan insana dert değil şifa olmalı ama en başta insan kendine şifa olmalı ki şifa dağıtabilsin. Mutlaka okunmalı. Alıntılar: -Bir insana verilecek en korkunç ceza, onun varlığını kabul etmemektir. -Bir insana dünyanın en dayanılmaz işkencesini yapmak isterseniz, onu 'umursamana'nın baskın olduğu sosyal bir ortama koyun. -Çapkın erkekler, kadınların sözlerine değil, davranışlarına göre hareket edeceklerini bilirler. "Sizi bir daha görebilecek miyim?" diye soran erkeğe kadın, "Bilmem tesadüfler denk getirirse!" şeklinde cevap verirken, "akıllı" erkek, kadının sözlü mesajlarına uymaz, onun gözünün, ellerinin, bedeninin söylediklerini "işitmeye" çalışır. -Yola çıkınca her sabah, Bulutlara selam ver. Taşlara, kuşlara, Atlara, otlara, İnsanlara selam ver. Ne görürsen selam ver. Sonra çıkarıp cebinden aynanı Bir selam da kendine ver. Hatırın kalmasın el gün yanında Bu dünyada sen de varsın! Üleştir dostluğunu varlığa, Bir kısmı seni de sarsın. Üstün Dökmen
İnsan İnsanaDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20239,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·392 syf.··
2021 8. kitabı
·
142 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2021 00:23
Tarık Tufan'ın bu değerli eseri film tadında bir roman yahut roman tadında bir film derinliğinde olmuş. Her insan kendi hikayesinde kaybolduğunu fakat bunun sebebi hep başkaları olduğunu fakat kendini yine birinde bulduğunu farklı hayatlar üzerinden çok akıcı bir dille anlatmış. Her bir karakter kendini aramış durmuş kayboldukları o geçmişinde. Yüzleştikleri her acı ile biraz daha rahatlamışlar. Ki insan, kaybolduğu zamana aittir. Hayatı boyunca o kayboluş üzerine yaşar. Bir yaradan dağılır tüm yaraları. Bulmak için kendini o yaraya ihtiyacı vardır. Kaybolduğu an ile yüzleşince, yeniden doğar. Çocukluğumuzda açılan yaralar, ömür boyu takip eder bizi. Hergün o acıda kayboluruz. Gençliğimizde yaptığımız hatalar, bizimle sürüklenir ta ki, onlarla tekrar karşılaşıncaya dek. Göz göze geldiğimiz an buluruz kaybettiğimiz benliğimizi. Acılar, özlemler, sitemler, gizli kalmış itiraflar hepsi bizimle büyür... Kalbimizle eşlik edebileceğimiz, aklımızla da tasdik edeceğimiz bir kaboluş/buluş hikayesi. Çok severek okudum. Favori karakterim ise Zurnacı Muzaffer. Kitabın kahramanı bana göre o. Julide ve İshak ile tekrar karşılaşmak sevindirdi ayırca beni. :) Tarık Tufan'ın tüm kitaplarını beğenerek, severek okuyan biri olarak bu eserin bende bambaşka yer aldığını söyleyebilirim. Kayboluşlarımın izini tuttum sayesinde belki de kim bilir.
KaybolanTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20205,1bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 1. kitabı
İçinde bulunduğumuz zamanın içinden NASIL geçtiğimizi, değerlerimizin hızla değiştiğini gösteren ve teknolojinin doruk noktasında olduğumuzu güzel dille anlatan bir kitap. Kendimizle yüzleşiyoruz okuyunca. Sosyal Medya kullanan herkes okumalı zannımca. Müslüman olmak ayrı derin bir mevzu lakin insan olmak bu çağda ne ile ölçülüyor hatırlamak için okunmalı. En sevdiğim yeri kitabın: Ben kitabın sayfalarına notlar alarak, çizerek, hırpalayarak okumayı severim. Yıllar önce çizdiğim satırları, aldığım notları sonradan anlamlandırmaya çalışmak bazen canımı sıksa da düşünsel serüvenimi takip etme imkanı verir bana. Yani kağıdın üzerine dizilen harflerin büyüsünden, raflarda dizili kitap ciltlerine dokunmanın hazzından, üzerine çize çize, kenarına yaza yaza kitap okumaktan vazgeçmem mümkün değil.
Dijital Çağda Müslüman KalmakNazife Şişman · İnsan Yayınları · 2021741 okunma
10/10
·145 syf.··
2019 6. kitabı
Nurettin Topçu en iyi düşünürlerden olduğu için her eseri ufuk açıcı mahiyetinde olduğu kanaatindeyim. Bilhassa bu eseri. Var olmanın ( olmamanın) hakikatını iliklerime kadar hissettim her satrını okudukça. Düşünme kapasitesi artıran kitapları çok seviyorum. Kesinlikle Nurettin Topçu bu hususta çok başarılı. Kısa kısa mefhumları derinlemesine açıklayan muazzam bir eser. Tefekkür ile okunması gerekiyor zira. "Yeryüzü günahkârların vatanıdır. Günahsız olanlar, dünyaya hiç gelmeyenlerdir.Rabb'in huzuruna aslında günahsızlıkla değil günahlarımızdan temizliğine temizliğine gidiyoruz. Fazilet, dünyaya günahsız gelip, buradan günahsız gitmek değil, günahlarından temizlenmesin bilmektir." dediği, aynı zamanda kitabın özeti olmuş zannımca.
Var OlmakNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 20184,804 okunma
Puan vermedi·319 syf.··
2019 1. kitabı
Söze nereden başlayacağımı ciddi manada bilmiyorum. Şahsen (birçoğunuz gibi) ben de bir İstanbul aşığıyım. Manevi değerleri ile kalbimi harekete geçiren bu muazzam şehri anlatmaya kitabeler kâfi gelmez. İstanbul’a ilişkin birçok neşriyatı okuduğum halde, gittiğimde karış karış gezip seyrettiğim halde, bu müthiş eser İstanbul'u ilk defa geziyor, ilk defa tanıyor ve ilk defa hayran kalmışım hissi uyandırdı. Haluk Dursun, Evliya Çelebi'yı andıran bir üslub ve aşkı ile öyle bir anlatmış gibi bu mübarek şehri, okurken hem göze hem gönle hitap ettiriyor olması ayrı tad veriyor okuyucusuna. Size İstanbul'u herşeyi ile adeta gezidiriyor, bilgilendiriyor, maneviyatını aşılıyor, değerlerimizin ne denli kayba uğradığını uyandırıyor ve dahası şükrettiriyor. Haluk Dursun kadar İstanbul'u tanıyan bilen yoktur zannımca çünkü İstanbul’un mimarisini bu boyutta bu merakla araştıran, Camii'lerin süsü, erguvanların dokusu, lalelerin derin manasını, Osmanlı’nın bu şehre bağlılığı, tüm çeşmeleri bir bir bilip herbirinin muazzam tarihini, yapılma gayesini v.b nice değerlerini en detayına kadar bilen birini ben henüz ne gördüm ne de tanıdım. Bu kitap hem rehber hem de tanımak ve istanbul hakkında eksik bildiklerimizi tamamlamak adına birebir. Divan edebiyatı ile de misaller vermesi beni mest etti. İstanbul'u merak eden ve dahi etmeyen herkese naçizane tavsiyem olsun. Fethin sembolü, mânâsı, kalbgâhı Ayasofya'dır. Ayasofya kapalı kaldıkça kalbimiz çalışmıyor demektir. Sultan Fatih'in fetihten muradı; Ayasofya'yı camiye tahvil ederek, hilâli salibe galebe kılmaktır.
İstanbul'da Yaşama SanatıHaluk Dursun · Timaş Yayınları · 2009466 okunma