Bazen şehirler, özlemler devrilir de üstünüze, orada bir enkaz gibi kalırsınız. Bazen bir aşkı yüzünüze gözünüze bulaştırdığınızı sanıp suçluluk duyarsınız.
Oysa zaafları, acıları ve yenilgileriyle bir bütün halindedir kendiniz ve işte sizsinizdir insan. Eğrisi doğrusuyla yaşadığınızdır aşk ve yaşadığınızdır hayat...
Değil şehirler, aşklar, bazen kendisi bile kendi üstüne devrilmiş gibidir insanın. Kendinize bile ağır bir yüksünüzdür bazen kendinize. Nereye giderseniz eğreti, ne yaparsanız huzurdan yoksun...
İspanyol sömürgecilerinin kişilik ve davranış biçimindeki bu anlaşılmaz çelişki bir kere daha kendisini gösteriyor. Koyu bir hıristiyan olan bu insanlar, içten gelen kutsal bir duyguyla Tanrı'ya sesleniyorlar, öte yandan da insanlık tarihinin gördüğü en rezil davranışları yine bu Tanrı adına sergiliyorlar.