İslam aleminin düştüğü hazin manzarayı göstermesi açısından son bir örnek verelim. İbnü’l-Arabi İslam’a ve Kur’an’a tamamen aykırı olan Fusus’u, rüyasında Peygamber’den alarak harfi harfine yazdığını söyler. Geriden gelen zavallılar da “Şeyhten yalan sadır olmaz!” diyerek, bu kitabı hadis kitabı gibi telakki etmişler ve kırk küsür şerhini yapmışlardır. Baştan sona sapıklık olan bu kitaplarda hikmet aramışlardır.
Şeyhülislam İbn Kemal “Herhangi bir hususta çaresiz kaldığınızda kabirde bulunanlardan yardım isteyiniz.” Diye bir uydurma rivayetin arkasına sığınarak, istimdat ve istianeyi savunur. Koskoca Şeyhülislam bunu yaparsa, cemaat ne yapmaz!
Tevhid iki anlama gelir: Birincisi: Allah’ı birlemek, O’nun sıfatlarını kimseye vermeyerek, O’nu tenzih etmek! Diğeri ise iki şeyi bir araya getirmek birleştirmek. Sufiler tevhidi, bu ikinci şekliyle kabul ederek, onu vahdete çevirdiler, Halık ile mahluk’u birleştirdiler (vahdet-i vücut) ve buna Ariflerin tevhidi dediler. Böylece İslam’ın en mümeyyiz vasfı olan tevhid inancı kaybolmuş, son din İslam; dinlerden bir din konumuna düşürülmüş, hatta ilkel paganizme rücu ettirilmiştir.
Kur'an'dan pek çok kelime alındı, İslami kavramların içi boşaltıldı, bu kavramlar gayriislami kültürlerden ödünç alınan muhtevayla dolduruldu. İşte Tasavvuf; temelden farklı bu iki kültürün sentezinden ibarettir. Kelimeler Kur'an'dan, kavramlar Hermetizmden, Sabilikten, Zerdüştlükten, gnostizmden ve Yeni Eflatunculuktan!