Yine Ahmet Ümit'in akıcı bir Nevzat başkomser kitabı :)
Okurken İstanbul'u ne kadar özlediğimi farkettim, hele taksimin o 2010-2014 yılları üniversite dönemim aklıma geldi, ahh ahh diyip şu koronavirüs zamanlarında gidememenin acısını baya yaşadım. Ahmet Ümit'in akıcı dili polisiye romanından bekleneni fazlasıyla veriyor.
Twitter'da bir fotografa denk gelip kitabın ortasında katili öğrenmem dışında iyi gitti :)
*Şehrin kalıntılarıyla beslenip duruyorduk işte, dişleri için öldürülen bir filin devasa gövdesini didikleyen akbabalar gibi..*