Öyle zavallı bir kızın yüzüne güç, yaşam ve güzellik veren, onu böyle ışıltılı gülümseten, böyle şen, bir kıvılcım gibi çakan kahkahalarla neşelendiren nedir?
Otomatik Portakal Üzerine Düşüncelerim
Anthony Burgess Otomatik Portakal’ı sadece distopik bir gelecek tasviri değil, insan doğası ve özgür irade üzerine sarsıcı bir sorgulama. Kitapta geçen “İyilik ikişinin içinden gelir.” cümlesi bence eserin özünü en sade haliyle ortaya koyuyor.
Ana karakter Alex’in hikâyesi bize şunu açıkça gösteriyor: Bir insanın içinde iyilik yoksa, dışarıdan uygulanan hiçbir zorlama, hiçbir ceza ya da manipülasyon onu gerçekten “iyi” yapamaz. Aksine, baskı ve işkence, kişinin karar alma özgürlüğünü elinden alır ama karakterini dönüştürmez.
Alex’in yaşadığı dönüşüm, ne devletin uyguladığı Ludovico yöntemiyle ne de cezaevindeki disiplinle gerçekleşiyor. Gerçek değişim ancak onun kendi deneyimlerinden ve yüzleşmelerinden doğuyor. Bu da bize özgür iradenin ve içsel farkındalığın önemini hatırlatıyor. Çünkü bir insan, gerçekten değişmeyi istemedikçe, en ağır cezalar bile sadece yüzeysel bir etki yaratır.
Burgess’in sorduğu en çarpıcı soru belki de şu: Bir insanın seçme hakkı elinden alınırsa, onun iyi olması hâlâ bir erdem sayılır mı?
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma