Beni kıyamet kopmasıyla çaysız kalmam arasında seçim yapmak zorunda bıraksalar, dünya yıkılsa umurumda olmayacağını, ama çayımdan vazgeçmeyeceğimi haykırırdım.
Fakat insan sistemlere, bazı soyut kavramlara o derece bağlıdır ki, mantıktan yana olmak için gerçeği bile bile değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razı olur.
“Gerçekle yüzleşmek, çoğu zaman inşa ettiğimiz hayalî düzenleri yıkmak anlamına gelir. İnsan, çoğunlukla hakikatten değil, inandığı yalandan beslenmeyi seçer. Çünkü hakikat çıplaktır; soğuktur, sorumluluk yükler. Oysa sistemler, insana ait olma hissi sunar, sorgulamayı değil, itaat etmeyi ödüllendirir.”
Yunus dostdoğru Çok doğru bir noktaya değinmişsin. Bazı anlarda yalan söylemek ‘iyi niyetli’ bir çözüm gibi görünse de, zamanla hem karşılıklı güveni zedeler hem de insanın kendi iç huzurunu bozar. Gerçek bazen acıtır ama uzun vadede ilişkileri daha sağlam temellere oturtur. Beyaz yalanların da bir sınırı olmalı belki; yoksa en masum görünenler bile insanın kendine yabancılaşmasına neden olabilir.