Melek

Melek
@Melek7755
Yeni yerler görmeyi sevmek gibi yeni bilgiler, fikirler öğrenmeyi de severim. Kitaplar, fotoğraflar ve hayatımı zenginleştireceğine inandığım her şey ilgimi çeker
Puan vermedi·222 syf.··
2026 13. kitabı
"Dervişler, olaylardan çok olayların ardındaki gerçeğe ve esrara eğilirler. Yani faturayı başkalarına kesip tatmin olmayı tercih etmezler başkalarını suçlamazlar. 1925'ten önce dervişlik tasavvuf hayatının içinde olan erbabın bir kısmı kalemi bıraktı, sohbetle yetindi. Bir kısmı sohbeti terk etti, yazıp çizmeyi görev bildi. Bir kısmı da hiçbir alanla ilgilenmedi. 1930'lu 40'lı yıllarda yıllarla birlikte matbuat aleminde yeni bir nesil göründü bu asrın başında yetişen Gönül adamlarından feyz alan ve tasavvufi kültürün içinde yetişen insanlar: Mesela Abdülhakim Arvasi'nin yanında Necip Fazıl. Abdülaziz Bekkine'nin yanında Nurettin Topçu, Ahmet Remzi Akyürek ile Sadettin Evrin. Kenan rifai ile Semiha Ayverdi. Bu insanlar Şeyh olmamalarına rağmen eserlerinin temel örgüsü tasavvufi neşve ile örülmüştü. Bu şahsiyetler; hikaye, roman, deneme, şiir, hatırat, fikriyat türü eserler de kaleme alsalar aşk merkezli bir hayatı anlatıyorlardı. Tasavvuf merkezli bir tefekkürü topluma sunuyorlardı, ahlak merkezli bir dünyanın hasretini çekiyorlardı. İnsanın bâtıni şifresine hitap ediyorlardı. Başka bir ifade ile dergahlarda anlatılan tasavvufi kültürü Yeni bir tarz ve usulle insanları arz ediyorlardı. Bu alanın en velut yani doğurgan, üretken abide şahsiyetlerinden biri de Samiha Ayverdi idi. Ilk baskısı 80 sene önce yapılan Yaşayan Ölü eseri Leyla'dan Seniye ye Seniye'den Leyla'ya yazılan mektuplarla, insanların ruh fotoğrafları çekilmektedir. Aristokrat bir ailede büyüyen Kibirli ve şımarık bir öğretmenin Leyla'nın hayatı etrafında şekillenen roman ismini tasavvufi eğitim için kullanılan ve insanın tekamülünü anlatan ölmeden önce ölmek hikmetinden almaktadır. Tasavvuf klasiklerinde açıklanan terimler bu eserde bir roman üslubu ile insana aktarılmıştır." Mustafa Kara Hocanın
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·319 syf.··
2026 5. kitabı
Kitap, başörtülerini çıkaran 102 kızla yapılan mülakatlar ve onların değerlendirmesinden oluşuyor. Yazar aynı zamanda akademisyen. Kitapta örtüsünü çıkaran kızların, önce mevcut psikolojik durumları sonra açılma serüvenleri en son keşkeleri irdelenmekte. Ümit Hoca, başörtüsünü çıkaran kişilerin çoğunlukla nevrotik ve sınırda kişilik tipi gösterdiğini, bu kişilerin diğer insanlara göre kişilik örüntülerinin farklı olduğunu söylüyor. Görüşmecilerin açılma nedenleri arasında psikolojik, sosyolojik nedenlerle kendini gösterme, sorularına cevap bulamama veya o yaşantının ağır gelmesi gibi pek çok faktörün etkisi de yer almakta. Görüşmecilerin yaş ortalaması yirmili yaşlar. Bu yüzden örtünün temsil ağırlığının onları yorduğu da göz ardı edilmemeli. Örtüsünü çıkarması konusunda diğer kişilerden yorum bekleyen görüşmeci de var beklemeyen görüşmeci de. Yapılan eylemler çoğunlukla başkaları üzerinden okunmakta. Bu kişilerin kendine dönük sorgulayıcı yaklaşımda bulunanları az. Okuyucu olarak gördüğüm, görüşmecilerin başörtüsünü bir kimlikten ziyade kılık kıyafet olarak görmesi, yıllardır dayatılan "örtü" algısıyla dayatılan olumsuzluklara yenik düşülmesi. Ümit Hoca'nın da dediği gibi görüşmecilerin karakterleri ve kişilik özellikleri onların dini ve psikolojik durumlarını etkilemektedir.
Kayıp Giden BaşörtüsüÜmit Horozcu · Eskiyeni Yayınları · 029 okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2026 2. kitabı
Beş Vakitli Günden Vazgeçmek adlı kitap Furkan Dilben’e aittir ve Nika Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Kitap, 25 erkekle yapılan mülakatlar sonucunda elde edilen veriler temel alınarak hazırlanmıştır. Görüşmecilerin ortak özelliği, dindar ailelerde yetişmiş olmaları ve İslam’ı terk etmeden önce dindar bir yaşam sürmüş olmalarıdır. Bu kişilerden ikisi lise mezunu, diğerleri ise lisans ve yüksek lisans mezunudur. Görüşmecilerin çoğunluğu bekâr ya da boşanmıştır; yalnızca 4 tanesi evlidir. Katılımcılardan sadece 5 tanesi inançsız olduğunu ailesine ve çevresine açıkça ifade etmiş, diğerleri ise inançsızlıklarını ailelerinden gizlemeye devam etmiştir. Kitap, "habitus" ve "ritimanaliz" kavramları üzerine inşa edilmiştir. Habitus, bireyin farkında olmadan içselleştirdiği eğilimleri, alışkanlıkları ve davranış biçimlerini ifade eder. Bourdieu, bu kavramı Fransızca “alışkanlık” anlamına gelen habitude kelimesi yerine tercih eder; çünkü habitusun yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal yapı, eğitim sistemi, sınıf ve kültürel süreçler tarafından şekillendiğini vurgular. Habitus, bireyin yaşamı boyunca bir eylemi gerçekleştirme biçimini belirleyen ritim ve rutinlerle desteklenir. Kitap, Türkiye’nin sekülerleşme sürecinde “kabuk” olarak tanımlanan koruyucu kalkanın kırılmasının, dindar gençler üzerindeki etkilerini incelemektedir. Üniversite ortamları, farklı dünya görüşlerine sahip bireylerle karşılaşmalar, internetin gündelik yaşamda merkezi bir rol üstlenmesi ve modern-seküler hayatla uyum çabaları bu dönüşümün unsurları olarak ele alınmaktadır. Eserde, ibadetlerini düzenli şekilde yerine getiren bireylerin zamanla nasıl bir değişim yaşadıkları ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır. Günümüzde bu gençlerin bir “arafta kalma” yaşadığı; bir yandan özgürleştiklerini
Beş Vakitli Günden VazgeçmekFurkan Dilben · Nika Yayınevi · 20256 okunma
Hüküm Gecesi
Puan vermedi·334 syf.··
2025 9. kitabı
• Bu roman 1927'de yayınlandı. 1908 ile 1913 yılları arasındaki olayları anlatıyor. • Roman realist kategorisine girebilecek bir eser. • Romanın yapısı Ahmet Kerim'in hem kişisel maceralarını, iç dünyasındaki gelgitleri hem de dönemin olaylarına nasıl tanıklık ettiğini bize gösteriyor. Onun hikayesi üzerinden bir dönemi okuyoruz. Hüküm gecesi gerçeklik ve tanıklık bağlamında Yakup Kadri'nin siyasi otobiyografisi olarak da değerlendirilmektedir. Yakup Kadri romanı 1927'de yazan Yakup Kadri 1908 ile 1913 yıllarına bulunduğu dönemden bakmıştır. O dönemi yansıtan terminoloji de kullanmıştır. Özellikle Abdülhamit devrinde İtaat ve Terakki yönetiminde yaşanan korkular, tedirginlikler terminolojinin içeriğini oluşturmaktadır. • Yakup Kadri 1908 yılında 19 yaşında hüküm gecesini yazdığı tarihte ise 1927'de yani 38 yaşındadır. Yaşandığı zamandan 20 yıl sonra yazılmasına rağmen şahse müşahadeleri hadiselere dair bilgileri, zamanın yaşayan simalarını yakından tanayışı, 20 yıl geriye giderek devrin atmosferini vermesini sağlamıştır. • Hüküm Gecesinde 2 Meşrutiyet'in ilanıyla iktidara gelen İttihat ve Terakki Partisi ile ona muhalif olan Hürriyet ve itilaf Fırkası arasındaki siyasi çekişmeler Ahmet Kerim'in gözünden sorgulayıcı bir tavırla anlatılır. Roman basın hayatını ve siyasi olayları katmanlı bir şekilde ele alır. Muhalif gazeteci Ahmet Sami'nin öldürülmesinden Babıali baskını ve Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesine kadarki süreci anlatılır. Yakup Kadri, romanda Ahmet Kerimle kendi yaşamını başlangıç olarak alır ve kendisiyle beraber çağdaşlarının davranışlarına da yer verir. İttihat ve Terakki yönetimindeki meşrutiyet idaresinin en büyük sorunu milliyet meselesi olmuştur. Çünkü İttihat ve Terakki Osmanlıcığı savunan bir anlayışa sahiptir. Yazar Roma'nın yer aldığı dönemi
Hüküm GecesiYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20221,064 okunma
Kudüs. Ey Kudüs
Puan vermedi·640 syf.··
2025 7. kitabı
Kudüs, Ey Kudüs, 1947-1948 yılları arasında Filistin topraklarında geçen gerçek olaylara dayanan tarihi bir eser olarak kabul gören bir kitap. Bu kitapta, İsrail’in kuruluş süreciyle birlikte Kudüs’te yaşanan mücadele anlatılmaktadır. Romanın yazarlarından Larry Collins, ABD’li gazeteci. Collins, Newsweek’te muhabirlik yapmış olmasının yanı sıra Orta Doğu, Avrupa, Hindistan gibi çeşitli bölgelerde görev yapmıştır. Diğer yazar, Dominique Lapierre ise Fransız gazeteci. Genç yaşlarda dünyayı dolaşmıştır. Kitap roman tarzında yazılmış ancak belgelere, tanıklara ve tarihi olaylara dayandırılmıştır. Yazarlar kendilerince, tarihin farklı taraflardan nasıl yaşandığını okuyucuya sunmaya çalışmıştır. Kitap bana ne anlatıyor? Dünyanın her tarafında yok sayılan, Nazilerce insan bile kabul edilmeyen, itibarı ve prestiji olmayan, kendi aralarında bile farklılıklar yaşayan Yahudilerin, İngiltere’nin sinsi planıyla (o planın içinde yine kendini açık etmeyen Yahudilerin varlığını yok sayamayız) Kudüs’e yerleştirilmesini anlatıyor. Kitabın satırlarında Birleşmiş Milletler’de İsrail Devleti’nin kabul edilme oylamasında rol alan liderler, arka planda liderleri ikna çalışmaları, Ali Cengiz oyunları, Müslüman geçinen liderlerin aymazlığı daha bir sürü şey… yer almakta. Kitapta; Yahudilerin kurnazlıkları yanı sıra ileri görüşlü oldukları, çalışkan, pes etmeyen, tükenmek üzereyken bile sebatla şartları kendi leyhlerine çevirme yetenekleri anlatılırken… Müslümanların ise ferasetsiz, kendi çıkarları için komşu ülkeye sahip çıkmayan, kabiliyetsiz bedeviler olduğunu sezdiriliyor. Filistinliler nesillerdir yaşamak zorunda bırakıldıkları kamplarda “Dünya devletleri ülke topraklarımızı paylaştı ancak biz yerimizden yurdumuzdan edildiğimizde bize sahip çıkmadı” diyor. Tüm süreç sonunda gelinen
Kudüs Ey KudüsLarry Collins · Kronik Kitap · 2017397 okunma