Yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım."
Ben merhamet dilencisiyim. Kolumda sargılar taşımıyorum, paçavralar içinde gezmiyorum, kimsenin anlamadığı ince metotlarım var, gecekonduda oturuyorum, seviyemin altında yaşıyorum, yüz olabilirken bir oluyorum, sürümden kazanıyorum bana bak saydam etek! Bana bak güzel bacaklar! Kiminle konuştuğunun farkında mısın? Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim.çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
“İnsanlığın yalnızlıkla birlikte anlatılması güçtür oğlum”. Hikmet hararetle karşı çıktı: Siz bilmezsiniz albayım: İnsanlık tek başına kollarımda can verdi. Yanımda kimseler yoktu.