Bir kereligine olsun, akıp gittigi gibi yaşayabileceğim bir hayat. Sonrasında da hayalimi kovaladığım bir hayat. Son olarak, özlemini çektiğim, bana en çok uyacak hayat; keyif dolu olan.
"işinde keyif barındırmayan hayalleri ben de sevmiyorum. Hayaller mi, yoksa keyif alabilmek mi? Birini seçmek zorunda olsam ben de keyfi seçerdim.
Ancak hayal kelimesini duyduğumda bile kalbim hala pır pır ediyor. Bir hayale sahip olmadan yaşanan yaşam ... Gözyaşları olmadan yaşanan yaşam kadar ruhsuz olurdu. Gerçi Hermann Hesse'nin yazdığı Demian adlı kitapta şöyle diyor: Sonsuza dek süren hiçbir hayal yoktur. Herhangi bir hayalin yerini yeni bir hayal alır. 0 yüzden hiçbir hayale saplantı yapılmamalıdır."
Herhangi bir işi yapmayı deneyip beklenmedik bir keyif alabilirsin. Tesadüfen başladığım bir iş olmasına rağmen hayatmın geri kalanında da onu yapmak istediğini fark edebilirsin. Denemeden önce asla bilemezsin. 0 yüzden ne yapmak istediğini şimdiden bulmaya çalışmak yerine böyle düşün. Ne tür bir iş olursa olsun, başladığım zaman öncelikle tüm içtenliğinle yap, bu daha önemli. Yüreğini ortaya koyarak ufak deneyimler biriktirmek daha mühim.
Şimdi yaşıyor olduğumuz bu anın uyum mu, uyumsuzluk mu olduğunu kesin olarak bilmenin bir yolu var mı? Ahenkli bir yaşam mı, ahenksiz bir yaşam mı sürdüğümü nasıl bilebilirim ?"
Müzikte ahengin kulaga hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamımızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk oldugu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz.