Serkan Karaismailoğlu’nun Biomertem adlı kitabını okuduktan sonra kafamda uzun süre yankılanan sorular ve duygularla baş başa kaldım. Bilimsel altyapısı kuvvetli bir kitap olmasına rağmen, dili oldukça sade ve akıcı. Hem beynin işleyişine hem de insan davranışlarının arka planına dair güçlü bir anlatı sunuyor. Ama beni asıl etkileyen kısımlar, bilimsel bilgiden çok daha fazlasını barındıran bölümlerdi.
Özellikle Karaismailoğlu’nun Falin’in “Arafta” yaşadıklarını anlattığı kısımlar, kitaba bambaşka bir derinlik katmış. O bölümde okuduklarım beni oldukça etkiledi çünkü o arada kalmışlık hali, belirsizlik ve dönüşüm süreci bana çok tanıdık geldi. Hem bireysel olarak hem de toplumsal olarak sıkça yaşadığımız bir durumu, içten ve cesur bir şekilde aktarmış. Kitabın en güçlü yerlerinden biri kesinlikle orasıydı; sadece bilgi değil, ruh taşıyordu.
Kitap boyunca yer yer tekrar eden ifadeler olduğunu fark ettim ama bu, anlatılmak istenenin zihnimde daha net yer etmesini sağladı. Bence bilinçli bir tercih. Karaismailoğlu’nun samimi üslubu ve gündelik örneklerle zenginleştirdiği anlatımı sayesinde sayfalar akıp gidiyor.
Biomertem, sadece “insan beyni nasıl çalışır?” sorusunun cevabını değil, aynı zamanda “ben kimim ve neden böyle davranıyorum?” sorusunu da içten içe sorduruyor. Bu nedenle kitabı sadece bilim meraklılarına değil, kendini anlamaya çalışan herkese öneririm.