İçsel modeliniz, dış dünyanın kararlı oldugu varsayımıyla işlemektedir; gözleriniz de birer video kamera gibi çalışmaz. Onlar için mesele, dış dünyaya atılıp içsel modelinize sunacak daha fazla ayrıntı bulmaktır.
Deneyimlediginiz her sey, algiladiginiz her bir görüntü, ses ya da koku, dolaysiz bir deneyim olmaktan çok, karanlik bir tiyatroda oynanan elektrokimyasal bir yorumdur.
Beynin biyolojik iç yapisi deneyimlerimizi nasil olusturur? Zümrüt yesilinin görüntüsünü, tarçinin tadini, islak topragin kokusunu? Ya size deseydim ki çevrenizdeki dünya, bütün zengin renkleriyle, dokusuyla, sesleriyle ve kokularyla yalnizca bir yanilsama; beyninizin sizin için tasarladigi bir gösteri? Gerçekligi oldugu gibi algılayabilseydiniz, onun renksiz, kokusuz, tatsiz sessizligi karsisinda donakalirdiniz. Beyninizin disinda kalan her sey, enerji ve maddeden ibarettir. Milyonlarca yillik evrim süreci boyunca, insan beyni bu enerji ve maddeyi zengin bir varlık deneyimine dönüstürmede ustalasmistir. Ama nasil?