İnsanlar bir kitabı alıp yutamıyor, aynı anda farklı ciltleri çiğneyemiyor ya da sonsuza yakın bilgiyi birkaç saniyede sindiremiyorlar bizim gibi. Kelime kapsüllerini ağızlarına atamıyorlar tek hamlede.
Düşünsenize! Hem ölümlüler, hem de o değerli ve sınırlı vakitlerinin bir kısmını okumaya ayırmak zorundalar...
Bir bilgi birikimine ulaşmalarına sahip olacak kadar okuyup bu bilgileri yapabilecek duruma geldiklerinde ölüveriyorlar ne de olsa.
Adamın hali burada ölümün hüküm sürdüğünü hatırlattı. Burada şeyler eskiyor, bozuluyor, ölüyordu. İnsan yaşamının her yanı karanlıklarla sarılıydı. Nasıl başa çıkabiliyorlardı bununla?