Ne mızrak boyu güneş, ne bu çölün ayazı,
Silemez ruhundaki o kadim, kara yazı.
"Mutlak seveceksin" diyen o hükmün pençesinde,
Bir ömür eriyeceksin, kendi kanın sesinde.
Pınarlar kurusa da, vaha bir serap olsa,
Gönlün bir yetim gibi, hicranla dolup taşsa;
Yine o dipsiz uçuruma, bir huşuyla inersin,
Sen, yanmayı vuslattan kutsal bilen bir ersin.
Gözlerinde fer kalmaz, yolların tükenir de,
Aşk dediğin o sancı, bitmez hiçbir seherde.
Sana gül bahçesi değil, bir yangın yeri gerek,
Demir bir asır geçse, yine sevecek bu yürek.
Tanrı rahmet saçmasın, varsın kurusun diller,
Senin sevdana yetmez, bahar müjdeli yeller.
Bu bir mağlubiyet değil, zaferlerin en zoru;
Yüreğine çarptıkça sevda, koru bir daha koru!
Zira bu yol dönüşsüz, bu yara derman tutmaz
Atsız'ın yaktığı meşale,ebedi sönmez yatmaz.
Seveceksin. Kaçış yok. Bu senin kaderindir.
Gömüldüğünü sandığın o hüzün, senin öz yerindir.