Adı:
Ağacın Kurdu
Alt başlık:
TSK’de Şakirtlerin İşgali mi? Fethullah'ın Askerleri
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
304
ISBN:
9786058436084
Yayınevi:
Alibi Yayıncılık
Mustafa Önsel, “Beşiktaş’ta Sırtlan Pususu”, “Silivri’de Firavun Töreni” ve “Casusluk Kumpası, Kim Bunlar” kitaplarından sonra balyoz gibi bir dördüncü kitapla yine gündem yaratıyor. TSK’da, “Fethullahçı Terör Örgütünün” izlerini bizzat tanık olanların anlatımıyla ve belgeleriyle paylaşıyor…


Mustafa Önsel; “Milli ordu bu topraklarda yaşamamızın güvencesidir. Ordu içinde herhangi başka bir hiyerarşik yapıya bağlılık millilik vasfını yok eder. Buna müsaade etmek ihanettir…” vurgulaması yaptıktan sonra kitabını okuyuculara şöyle sunuyor;


“Gelelim kitabımızın konusu olan TSK’deki duruma. Bunca kuruma sızan, sonra da devleti ele geçirmeyi düşünecek kadar kendini güçlü hisseden bir yapının TSK ile ilgili bir planının bulunmaması, orada örgütlü olmaması mümkün mü? Önceki kitaplarımda bunun önemli ipuçlarını vermiştim.


“Ağacın kurdu içinde olur.” diye bir halk sözü var değil mi? Ne kadar bilgece bir söz. Bunca kumpas içeriden ciddi bir destek olmadan yapılabilir miydi?


Biz; yani bu olayları, kumpasları bizzat yaşayanlar, bu desteğin gücünü gördük.


“Ağacın kurtçukları”nın önemli bir kısmını pek çok parçayı birleştirerek belirledik.


Bu çalışmamda -pek çok yaşanmışlıktan hareketle-, açılan soruşturmalarda adı artık kısaca FETÖ, yani Fethullahçı Terör Örgütü olarak ifade edilen ihanet odağının TSK’de, başta askeri okullar olmak üzere, geldiği noktayı içinde yaşayan biri olarak takdirlerinize sunuyorum.


Burada anlatılanlarla ordunun nasıl bir ayrışmaya, siyaset batağına çekilmeye ve milli olmaktan çıkartılmaya çalışıldığını da ortaya koyarken aynı zamanda tehlikenin büyüklüğüne de dikkat çekmeye çalışacağım.
Buradaki anlatımların bir bölümünün, bir kısım okuyucuya abartılı geleceğini biliyorum.


Fethullahçı örgütün yaptıklarını gören, bizzat yaşayan on binlerce TSK mensubu ise anlattıklarımın, yaşananların ancak küçük bir bölümünü teşkil ettiğini biliyor.


Bu konuda yüzlerce kitap yazılsa yine de yeterli olmaz…”


Ve bu kitapta aşağıdaki soruların cevaplarını belgeleriyle veriyor;



12 Eylül öncesi Harbiye’de yaşanan “Devrimci”, “Ülkücü” ayrışması nasıldı?

Harbiye’de hangi devreye “Kızıl Devre” deniyordu?

Şakirt kime denir?

“Artık şakirt olmayan askeri okullara giremez” diyen yüksek rütbeli subay kimdi?

Kimler Medine Sözleşmesini henüz imzalamadık, o halde yapılan her şey mübahtır diyor?

Harbiye’de korkunç yıllarda (2008-2014) neler yaşandı?

*Şok mangalarında yapılan işkenceler…

*İşkence sonucu ölen, intihar eden, atılan veya ayrılmaya zorlanan Harbiyeliler…

*Domuz bağları, dayak, hakaret…

Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı sorgu odasından çıkan bir subay neden intihar etti?

“Gay Tayfa” iftiralarıyla başlayan süreç ve Deniz Kuvvetlerine yapılan saldırılar nasıl gelişti?

GATA’da Fethullahçı yapılanmanın boyutları nedir?

Askeri Yargıda neler oluyor?

Fethullahçı örgüt niçin askeri yargı ve tıbbiyeyi ele geçirmek istiyor?

Genelkurmay Erdoğan’a darbe yapar mı?

Necdet Özel casusluktan yargılanır mı?


Ve daha birçok soru ve cevabı…


Gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?
Kitabın içeriği ile ilgili pek fazla yorum yapmak istemiyorum ''olay'' malum konu. 2016 Yılının ilk aylarında basılmış bu kitap, yaşadıklarımızın ayak seslerini adeta dillendiriyor. Tartışma programlarından denk geldiğim kadarıyla süreci en düzgün okuyan ve aklı başında konuşan nadir insanlardan Mustafa Önsel. Bir tek megafonu alıp sokaklarda bağırmadığı kalmış. Şok mangaları, Harbiyeli kıyımları ve sızmalar ile ilgili bilgiler, belgeleri eşliğinde sunulmuş. Yine kitapta yer alan Harbiye'lilerin okullarında ne tür eziyetlere tabii tutulduklarını okurken sinirden ağlayabilirsiniz. Bu kadar da olmaz diyeceğiniz rezaletler, hukuksuzluk ve ahlaksızlıklar diz boyu. Mutlaka okumalısınız.
Ülkemizin fetocu bir örgütün yaptığı bir darbeden kurtulduğu su günlerde,bu günlerin geleceğini bağıra bağıra önceden haber veren bir kitap.Bu kitapta TSK içindeki birimleri bu örgütün nasıl ele geçirdiğini,hedeflerine ulaşmak için önleri ne çıkanları veyahut çıkma ihtimali olanlari turlu yalan,iftira ve işkencelerle ,vicdanlara sığmayacak derecede nasıl yok ettiklerini gormekteyiz.
Oyun bittiğinde bütün taşlar aynı torbaya koyulur...
Bu söz kitabın en can alıcı noktasıydı belki de.. askeri okullarda olup bitenleri okuduğunuz da şöyle bir durup düşünmek isteyeceksiniz, hayalleri biten gencecik fidanlar için ağlayacaksınız belki de..
Ordunun Türkler için önemi, ordunun siyasetle ilişkisinin neticesinde varılan olumsuz sonuçlar ve günümüz Türk ordusunun yıpratılma süreci bizzat yaşayanların ağzından anlatılıyor..
ordunun malum cemaat tarafından nasıl ele geçirildiğini anlatan kitap. yalnız bir noktadan sonra anlatılanlar habire kendini tekrarlamaya başlıyor, ne olacağını tahmin ettiğinizden sıkılıp atlamak istiyorsunuz.
Bu dünyada kimseye güvenemeyecek miydik? Bu(Fetö) nasıl bir örgüttü böyle, en sevdiğin insanı bile senden koparıp karşına koyabilecek kadar acımasız.
Mustafa Önsel
Sayfa 103 - Alibi Yayıncılık, 15. Baskı
Bir de psikolojik boyutu var. Bu üsteğmen bizi karşısına alıyor, saatlerce bize nutuk atıyor ve bizi sürekli azarlıyor. Söylediklerinden şu anda aklımda kalan en çarpıcısı şu, ''Türk Silahlı Kuvvetlerinin akıllı adama ihtiyacı yok. Bakın bana. Ben çevremde çok akıllı bir adam olarak tanınmam. Beni sorarsanız denileni harfiyen yapan biri olarak tanırlar. Bizim bu gibi adamlara ihtiyacımız var.'' Ayrıldıktan bir yıl sonra öğrendim ki adam kurmaylığı kazanmış.
Mustafa Önsel
Sayfa 134 - Alibi
Gözaltından sonra açığa alınır o zamanki rütbesiyle kılavuz üsteğmen.
Fakir bir ailenin çocuğudur. Beş parasız ortada kalmıştır. Pazarlarda terlik satar, limon satar. Tek isteği namerde muhtaç olmamaktır. İki yıl bu şekilde yarı aç yarı tok geçer. Sonra ''gel' derler, döner. Hiçbir şey olmamış gibi dört elle sarılır mesleğine.
yıl 1994'tür Abdülkadir Kılavuz artık binbaşı rütbesi taşımaktadır. PKK'nın en azgın olduğu, eylemlerini zirveye çıkardığı, çatışmanın eksik olmadığı yıllardır. İşte böyle bir günde Abdülkadir Binbaşı, yine cesaretle girdiği bir çatışmada Hakk'a yürür.
Mustafa Önsel
Sayfa 110 - Alibi
17/25 Aralık öncesi çok sayıda Harbiyeli, gazinolarda bağırarak Recep Tayyip Erdoğan'a övgüler diziyorlardı. Şimdi ise aleni hakaretler yağdırıyorlar. Sizce bu cesareti nereden buluyorlar? Çünkü idarenin kendilerinden olduğunu biliyorlar. onun için de çok rahat hareket ediyorlar.
Mustafa Önsel
Sayfa 165 - Alibi
Elbette ''Balkan bozgunu''nun başka sebepleri de vardır. Ancak en büyük sebebi siyaset batağına batmış ordudur. Sonrasını hepimiz biliyoruz. Anadolu'yu da kaybetmek üzereyken bir bilge önder çıkar ve hem milleti hem orduyu toparlar. Anadolu topraklarının Türk yurdu olarak devam etmesini sağlar. Bu bilge önder Atatürk'ten başkası değildir.
''Baba bana inan, burası normal bir harp okulu eğitim kampı değil. Sanki düşman esir kampı''
Mustafa Önsel
Sayfa 112 - Alibi
Aynı gün ikinci twit: '' Bir irade Orgeneral Hulusi Akar'ın önünü kesmek için her şeyi yaptı. Silahlı Kuvvetler Akar'ı yedirmedi. Tarihi bir sürece girdik'' Faruk Mercan* '' Tarihi Süreç''le neyi kast etmiş olabilir sizce ?
Mustafa Önsel
Sayfa 95 - Alibi (* Bugün gazetesi yazarı)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ağacın Kurdu
Alt başlık:
TSK’de Şakirtlerin İşgali mi? Fethullah'ın Askerleri
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
304
ISBN:
9786058436084
Yayınevi:
Alibi Yayıncılık
Mustafa Önsel, “Beşiktaş’ta Sırtlan Pususu”, “Silivri’de Firavun Töreni” ve “Casusluk Kumpası, Kim Bunlar” kitaplarından sonra balyoz gibi bir dördüncü kitapla yine gündem yaratıyor. TSK’da, “Fethullahçı Terör Örgütünün” izlerini bizzat tanık olanların anlatımıyla ve belgeleriyle paylaşıyor…


Mustafa Önsel; “Milli ordu bu topraklarda yaşamamızın güvencesidir. Ordu içinde herhangi başka bir hiyerarşik yapıya bağlılık millilik vasfını yok eder. Buna müsaade etmek ihanettir…” vurgulaması yaptıktan sonra kitabını okuyuculara şöyle sunuyor;


“Gelelim kitabımızın konusu olan TSK’deki duruma. Bunca kuruma sızan, sonra da devleti ele geçirmeyi düşünecek kadar kendini güçlü hisseden bir yapının TSK ile ilgili bir planının bulunmaması, orada örgütlü olmaması mümkün mü? Önceki kitaplarımda bunun önemli ipuçlarını vermiştim.


“Ağacın kurdu içinde olur.” diye bir halk sözü var değil mi? Ne kadar bilgece bir söz. Bunca kumpas içeriden ciddi bir destek olmadan yapılabilir miydi?


Biz; yani bu olayları, kumpasları bizzat yaşayanlar, bu desteğin gücünü gördük.


“Ağacın kurtçukları”nın önemli bir kısmını pek çok parçayı birleştirerek belirledik.


Bu çalışmamda -pek çok yaşanmışlıktan hareketle-, açılan soruşturmalarda adı artık kısaca FETÖ, yani Fethullahçı Terör Örgütü olarak ifade edilen ihanet odağının TSK’de, başta askeri okullar olmak üzere, geldiği noktayı içinde yaşayan biri olarak takdirlerinize sunuyorum.


Burada anlatılanlarla ordunun nasıl bir ayrışmaya, siyaset batağına çekilmeye ve milli olmaktan çıkartılmaya çalışıldığını da ortaya koyarken aynı zamanda tehlikenin büyüklüğüne de dikkat çekmeye çalışacağım.
Buradaki anlatımların bir bölümünün, bir kısım okuyucuya abartılı geleceğini biliyorum.


Fethullahçı örgütün yaptıklarını gören, bizzat yaşayan on binlerce TSK mensubu ise anlattıklarımın, yaşananların ancak küçük bir bölümünü teşkil ettiğini biliyor.


Bu konuda yüzlerce kitap yazılsa yine de yeterli olmaz…”


Ve bu kitapta aşağıdaki soruların cevaplarını belgeleriyle veriyor;



12 Eylül öncesi Harbiye’de yaşanan “Devrimci”, “Ülkücü” ayrışması nasıldı?

Harbiye’de hangi devreye “Kızıl Devre” deniyordu?

Şakirt kime denir?

“Artık şakirt olmayan askeri okullara giremez” diyen yüksek rütbeli subay kimdi?

Kimler Medine Sözleşmesini henüz imzalamadık, o halde yapılan her şey mübahtır diyor?

Harbiye’de korkunç yıllarda (2008-2014) neler yaşandı?

*Şok mangalarında yapılan işkenceler…

*İşkence sonucu ölen, intihar eden, atılan veya ayrılmaya zorlanan Harbiyeliler…

*Domuz bağları, dayak, hakaret…

Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı sorgu odasından çıkan bir subay neden intihar etti?

“Gay Tayfa” iftiralarıyla başlayan süreç ve Deniz Kuvvetlerine yapılan saldırılar nasıl gelişti?

GATA’da Fethullahçı yapılanmanın boyutları nedir?

Askeri Yargıda neler oluyor?

Fethullahçı örgüt niçin askeri yargı ve tıbbiyeyi ele geçirmek istiyor?

Genelkurmay Erdoğan’a darbe yapar mı?

Necdet Özel casusluktan yargılanır mı?


Ve daha birçok soru ve cevabı…


Gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?

Kitabı okuyanlar 36 okur

  • __.P.__
  • Tuğberk Haşimoğlu
  • Burak Aksu
  • Erkan Ergül
  • Erdinç Gümüş
  • Mehmet Patat
  • araftabirmevsim
  • Murat Harman
  • mrtdgdvrn
  • Müberra Gökhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (9)
9
%20 (3)
8
%6.7 (1)
7
%13.3 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0