İçerdeyiz; kendi hapishanemizde… Duvarlarımız, kapılarımız, tavanlarımız, eşyalarımız, aile bireylerimiz, dizilerimiz, kitaplarımız, boya kalemlerimiz yetmiyor kendi evimizde yaşamamıza. Kuşlar evlerinde özgür yine, ağaçlar tomurcuğa durmuş ve güneş her sabah olduğu gibi aydınlatıyor onları… Suların biraz daha berraklaştığını, havanın biraz daha temiz olduğunu söylüyor raporlar. Biz içeride/evlerimizde biraz daha kendimizi hırpalarken sormamız gereken asıl soru giderek hissettiriyor kendini: Dünya bizim de evimizse neden onun dışındayız?
Onun bu yenik, düşkün durumu, sevgi değilse bile, alışılmadık bir acıma duygusu uyandırıyordu içimde.Şimdi yalnızca acıyorum ona, kötü bir duyguyla acıyorum, tıpkı bir kedi ölüsüne acır gibi.