Yeraltından Notlar
İnsanın "Yeraltısı" kafasının içidir. Dostoyevski kitabı yazdığı dönem sürgün dönüşüne denk gelmektedir. Yani idamdan yeni kurtulduğu ölümden burun buruna yeni kurtulmuş birinin psikolojisiyle yazılmış bir kitap. Kitabı okurken onkadar sorguluyorsunuz ki bazen anlamıyorsunuz tekrar tekrar baştan alıyorsunuz. Anlatan biri var ama kim, kahraman kim , karakter kim? Sonra fark ediyorsunuz ki karakter benim, karakter sensin ,karakter bir toplumun bastırılmış iç sesi. Durmadan sorguladığım karakter ben miyim diye düşündüğüm bir kitap oldu. İnsanlar kendi içindeki zıtlıkları içinde var olur. Kendini kendi içinde binlerce kez inşaa ederek kendi benligini oluşturmaya çalışır. Bu yüzdendir bir türlü insanoğlunu anlayamamız. Kitap iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısım "Yeraltı" kendi iç dünyasıyla durmadan kavga eden birini okuyorsunuz ya da kendinizi. İkinci kısım benim severek bayılarak okuduğum kısımdı. O insalar içinde dışlanmışlık hissini o kadar iliklerime kadar hissettirdi ki. Kendini gösterme çabasını, anlaşılsın diye bağırışını, yalnızlığını, hırsını, kendi içinde kimseye göstermediği sevgisini, kızgınlığını, kızgınlığını o kadar hissederek okudum ki bazı yerlerinde gözüm bile doldu diyebilirim. Kısacası kitapta birinci kısım da bir karakter ile iç çatışmasını ikinci bölüm de ise kocaman bir yalnızlığı okuyorsunuz.