Nasıl söylerim korktuğumu, adım atarken kırk taklanın beynimde nasıl döndüğünü, her şeyi derinlemesine düşünürken üzmekten ne denli korktuğumu, hata yapmaktan, hata olmaktan nasıl kaçtığımı, bir anlatabilsem belki anlaşılabilirdim.
Büyüyünce en çok özleyeceğim şeyin bir köşede soluklanabilme ihtimalim olabileceğini hiç düşünmezdim. Küçükken hayaller kurar büyüdükçe kafamızın içindeki doluluktan hayal bile kuramaz hale geliriz. Büyümek birtakım duyguların ölümü, birtakım duyguların ise hiç oluşamadığı bir düğüm gibidir.
"Her zaman her şeyin en iyisini hak ettiğimizi, hayatta hep özel olduğumuzu düşünür bunun hayali ile yaşarız fakat çoğumuz bu düşüncenin çukurunda debelenir bir adım ileriye bile gidemez belki de. Hatta bazen kendi kafamızın içindeki yaşamı öyle derin yaşarız ki gerçek ile sahte arasındaki bağlamı karıştırırız. Neyin doğruluğuna inanırsak inanalım bir gerçek edecek mi bilemeyiz. Doğarken kendimizi inandırdığımız düşünceleri yaşadığımız hayatla kıyaslar eksik yönlerini bir bir anımsarız."