Yaşam dediğimiz bu acayip,bu karmakarışık işte,öyle garip anlar olur ki,insan şu koca evreni büyük bir şaka olarak görür. Bu şakayı pek anlamasa bile,kendisiyle alay edildiği kuşkusuna düşer. Gene de yürekli kalır, tartışmayı doğru bulmaz.Tüm bu olan bitenleri,tüm inançları,tüm din ve mezhepleri,görülür ya da görülmez her şeyi,ne denli kaskatı,ne denli yamru yumru da olsa yutar;sindirme gücü çok gelişmiş bir devekuşunun,mermileri ve çakmak taşlarını yuttuğu gibi küçük zorlukları ve üzüntüleri,beklenmedik felaket korkularını,elini kolunu ya da canını yitirme tehlikelerini,tüm bunları ve ölümü bile gözle görülmeyen ve sağı solu belli olmayan o koca şakacının,gülerek attığı birer şamar,keyifli birer sille sayar.Söylediğim bu garip duygu,yalnız en zor durumlarda gelir insana. Bu duygu kuşku duymadığımız öyle bir anımızda yakalar ki bizi,biraz önce pek önemli saydığımız bir şey,büyük şakacının ancak bir parçası gibi görünür bize o anda.
Ey tanrım, ister ölümlü, ister ölümsüz olayım, ölürken senin gücüne inanıyorum. Bu dünyadan çok, kendimden çok, senin kulun olmaya çalıştım. Ama hiçtir bütün bunlar. Sonsuzluğu sana bırakıyorum.İnsan nedir ki tanrıdan daha fazla yaşasın ?
Heee Muazzez, bence de iyi ki bitmiş. Allah var, ayrılık bana da yaradı. Hayal gücüm gelişti misal. Eskiden böyle değildim. Gördüğümün ötesini görmezdim. İki boyutlu yaşamdan boyutlar arası yaşama geçtim. Artık dünyadaki her şey seninle bağlantılı Muazzez. Sabah güneş doğuyor,diyorum; Muazzez de aynı böyle; dünyada bir tane. Bir derin nefes alıyorum, diyorum şimdi olaydı kokusu burnumdaydı. Yüzümü yıkıyorum, su diyorum, sanki Muazzez’in elleri yüzümde geziyormuş gibi. Bahçedeki söğüt rüzgarda sallanıyor; diyorum “Muazzez bu, bu onun saçları.” Dalına bir kuş konuyor, diyorum geldi, kuş oldu da geldi. Az ilerde bir gül görüyorum, diyorum bu Muazzez’in dudakları değilse ben de insan evladı değilim. Başımı gündüz yukarı kaldırsam gözlerinin karası, gece kaldırsam saçlarının siyahı. İyi ki bitmiş hakikaten. Bitmeseydi sabah kalkar, yüzüne bakar, saçını koklar, dudağından öper güne öyle başlardım mesela. Ne sıradan. Hiç yaratıcı değil. Ufkumu açtın Muazzez. İçimdeki üçüncü sınıf şairi uyandırdın. Bitmeseydi, şu saatte sarılıp uyuyorduk, bak şimdi seni sayıklıyorum.
İnsanın hayalinin erdiği noktaya insanın kudreti de ulaşsaydı, bugün dünyada güç, hatta imkansız bir şey kalmazdı. Yazık ki hayallerimiz ne kadar parlak ise gerçekte o kadar karanlık içinde kalıyoruz.