Acılara müptela hayatın, kederlere pervane oluşu kadar kaçınılmazdı bazı şeyler. Bir insanın canını en çok, en sevdiği insan yakardı. Bir kadının ömrüne karalar bağlayan bir adam, mümkündü yok unutulmazdı. Mühür kazınmış misali... Yürekteki yer her zaman baki kalırdı. İster aşk olsun yeri, ister nefret. Bu kural yıkılmazdı.
Bazen anılardan kopup gelen ufak bir parça, hiç olmayacak bir anda gelip gözlerinin önüne dikilirdi insanın. Geçmişin, kabuk bağlayan izlerini hatırlamak istercesine. Hiç iyileşmemiş bir yarayı yeniden kanatır, ruhu derinden sarsardı. Yalnızlığı ömrüne ezber etmiş bir çocuk, ne kadar büyürse büyüsün, hala çocuk kalırdı. Sadece büyüdüğüne inanır ama aslında kendisini kandırırdı.